Deprem (Çocuk Oyunu, Aysel Sarıca)

PERDE: Perde 1 Sahne 3

KARAKTERLER: Yerkab ile Yerbul, Öğretmen, Uzman, Öğrenciler(öne çıkan öğrenci karakteri Can’dır), Haberci, Hademe.

HEDEF KİTLE: 7-12 yaş

TEMA: Depremden korunmak için bilgilenmeliyiz.

DEPREM (AYSEL SARICA)

PERDE 1 SAHNE 1

(Sahnede geniş bir havuz konur havuzun içine jölemsi sıvı vardır. Bu sıvının üzerinde iki tahta parçası konur. Tahtaların üzerinde iki çocuk vardır. Bu çocuklar levhaları canlandırırlar. Sahnenin bir yanında haberci için masa ve sandalye sahnenin ortasında pencereli evler, diğer yanında da öğretmen ve çocukların olduğu sınıf vardır.)

Yerkab: Of oofff

Yerbul: Niye of çekiyorsun Yerkab kapmışsın yerini.

Yerkab: Ben kapmışsam sen de bulmuşsun yerini Yerbul.

Yerbul: Buldum buldum da pek bozuldum.

Yerkab: Nedenmiş o?

Yerbul: Bir off çekiyorsun karşıki dağlar yıkılıyor.

Yerkab: Himalayalar yıkıldı mı yoksa?

Yerbul: Himalayalar’ı sen doğurdun nasıl yıkılsın?

Yerkab: Ya çok sıkıldım Yerbul. Çok hareketsiziz, çok yavaş hayat. Ki yeryüzünün en yüksek tepesini taşıyorum. Kapasitem çok yüksek anlıyor musun?

Yerbul: Asıl ben sıkıldım ya her gün of da offf. Kabız oldum senin yüzünden.

Yerkab: Benim yüzümdenmiş. Nerden benim yüzümden oluyor. Hareket yok, spor yok. Trend yok. Olursun kabız tabi. Gazları biriktir biriktir. Benim de burnum tıkansın burada. Ah o eski günler nasıl da fışkırırdı enerjimiz. Taş üstünde taş kalmazdı.

Yerbul: Fayın zayıflığından yararlanmasan olmaz dimi, alemsin ya.

Yerkab: Harika bir heyecan onu kızdırmak. Hemen de kırılıyor.

Yerbul: Onun kırılması için beni kızdırman gerek, bana sataşmalısın bir kere. Ama buna yıllardır izin vermedim, vermem de.

Yerkab: Nedenmiş o?

Yerbul: Çok yukarılarda insanlar hayvanlar ve bitkiler varmış. Eğer ki bizler yer değiştirmek istersek, birbirimizi kızdırırsak onlar çok üzülüyormuş. Bunu istemiyorum.

Yerkab: Boş versene hayatını yaşa biraz hareket güzel olmaz mı ya. Hem gazmana da dönüşmeyiz.

Yerbul: Ben hayatımdan memnunum.

Yerkab: Tabi bütün kokuyu ben çekiyorum nasılsa.

Yerbul: Sanki sen kokutmuyor musun?

Yerkab: Ben durduğum yerde enerjimi yakıyorum. Senin de ruhun duymuyor.

Yerbul: Çelimsiz

Yerkab: Gazman nerden çelimsiz oluyormuşum çevik diyecektin galiba. Dünyanın en kalabalık nüfusu Çin benim üzerimde. Yeryüzünün en yüksek tepesi benim sırtımda. Everest. Yakında bunayacaksın haberin yok.

Yerbul: . Seni anlamak istemiyorum sadece. Sadece kendini düşünüyorsun. Oysa olacaklardan zarar görecekleri hiç düşünmüyorsun. Çok yazık. (karnını tutar)

Yerbul: Ayy aman üstüme gelme dur gurul gurulum yine ay ay aman kapa burnunu kapa!

Yerkab: Burnumu otomatiğe bağladım merak etme. Senden önce duyuyor gurul gurulu

Yerbul: Lütfen diyorum lütfen utandırma beni.

Yerkab: Benden başka utanacak kimsen yok ya neyse…

Yerbul: Ohhh

Yerkab: Bana da vaahhh vaahhh!

Yerbul: Çok rahatladım. Ne diyordum? Kendini rahat bırak. Sarsılmamak için elimizden geleni yapalım. Yeryüzündeki canlıları üzmek bizi de üzmeli. Onların zarar göreceğini de dikkate almalıyız Yerkabcığım.

Yerkab: Ya kendi keyfim dururken, hayallerimi yaşamak varken niye başkalarını düşüneyim saçma, sana hiç katılmıyorum. Enerji istiyorum ben.

Yerbul: Düşün ki çocukların var. Düşün ki insansın ve bir ailen var. Ve bir şey oluyor adı deprem. Bir anda her şey yerle bir oluyor ister misin?

Yerkab: Niye öyle bir şey düşüneyim? Delimiyim ben! Olmadığım, olmayacağım bir şeyi, neden düşüneyim? Çocuğum da yok, herhangi bir canlı da değilim. Koskoca Asya kıtasıyım ben. Sallarsam 9 şiddetinde sallarım Yerbuulll!

(Sahnenin köşesinde öğretmen ve çocuklar oyuna dahil olurlar.)

Öğretmen: Evet çocuklar nerede kalmıştık. Levhalar, kıtaların ve okyanusların üzerinde bulunduğu parçalardır. Magma üzerinde bu parçalar hareket eder. Hareket sırasında enerjinin arttığı bölgelerde deprem ve diğer yer faaliyetleri ortaya çıkar. Haritadan kıtaları gösterir. Daha sonra levhaları canlandıran iki çocuğa yönelir. Yerkab’ı gösterir.)

Bu levha Asya kıtasını taşıyor.

Yerkab: Merhaba elini sallar. Ruhum Asya Ruhum Japonya…

(Öğretmen Yerbul’u gösterir.)

Öğretmen: Bu levha ise Avrupa kıtasını taşıyor.

Yerbul: Merhaba çocuklar beni sizler yarattınız. Teşekkürler iyi ki varsınız. Çok duygulandım ya.

Öğretmen: Bakın görüyor musunuz? İşte levhalar böyle bir sıvının üzerinde adeta yüzüyorlar.

Yerkab: Tabi sizin anladığınız anlamda değil. Nerde keşke öyle yüzsek şimdi siz ders dinler miydiniz bilmem. Ama ben şahsen çok mutlu olurdum.

Öğretmen: Bu jölemsi bir sıvı ve levhalar çok yavaş hareket ederler. Takiiiii

(Öğretmen, sahnede eski yerini alır ve Yerkab ile Yerbul rüyalarından uyanırlar.)

Yerbul: Ay aman Yerkab çabuk uyan!

Yerkab: Ne oldu ne oldu?

Yerbul: Kabus gördüm ben. Çok kötüydü. Çok.

Yerkab: Sakin ol geçti. Her neyse geçti.

Yerbul: Bugün bir şeyler olacak.

Yerkab: Ne olacak, fosur fosur olacak her şey.

Yerbul: Ay yine gurul gurul bak şiştim yine!

Yerkab: Benim seni sinirlendirmeme izin vermiyorsun ama sen beni sinirlendirmeye başladın haberin olsun. Her defasında bana yaklaşıyorsun dikkat et de takılma. Hoş takılsan daha iyi olur içimizdeki enerji toptan dışarı çıkar. Ben de kurtulurum.

(Yerbul karnını ovuştura ovuştura Yerkab’a yaklaşır ve birbirlerine takılırlar.)

Yerbul: Eyvah takıldık. Sıkıştık. Ne olacak şimdi. Yerkab ne olur yavaş yavaş çekil.

Yerkab: Yok ya bulmuşum bu fırsatı kaçırır mıyım? Öyle bir iterim ki seni. Tam da 9 Şiddetinde.

(Yerkab tüm gücüyle Yerbul’u iter ve Yerbul devrilir. Bağrışan insan sesleri duyulur. Haberci masasına oturur.)

Haberci: Sayın seyirciler merkez üssü Marmara denizi olan 6.0 şiddetinde bir deprem oldu. İlk belirlemelere göre can kaybı yok. Yaralılar var. Yaralılar ambulanslarla en yakın hastanelere ulaştırılmaya çalışıyor. (Yerbul araya girer. ‘Tutturamadın Yerkab, şiddet 6, merkezin Türkiye ‘der.) Yaralıların çoğu paniğe kapılarak kendilerini camdan atmışlardır.

(Evlerin penceresinden kendini atan üç insan canlandırılır. Öğretmen sahneye girer.)

Öğretmen: Panik, deprem anındaki en büyük düşmandır.(sahneden çıkar)

PERDE 1 SAHNE 2

(Yerkab ile Yerbul ‘un aralarındaki dialog deprem sonrasında da devam eder. Yeni bir gündür.) Sahnenin diğer tarafında evin içi dekore edilir.)

Yerkab: Harika! Kendimi çok iyi hissediyorum. Birikmiş bütün enerjimi sonunda attım.

Yerbul: Sevincine şaşırmadım ne de olsa kendinden başkasını düşünmeyen birisin. Buna hiiiç şaşırmadım. Bu arada hatırlatırım yine yan yanayız. Uzun bir yola yavaş bir hayatla devam edeceğiz.

Yerkab: Ayy aman yine mi beni buldun! İnanmıyorum bu kadar da olmaz ki!

Yerbul: Asıl sen benim yanımı kaptın kaptirik. Başkaları için üzülsem de senden kurtuldum diye teselli oluyordum ki şu hale bak yine yanımdasın.

Yerkab: Of ya off! Ama durun bakalım. Niye canımı sıkıyorum ki. Bugün güzel bir gün. Enerjik bir günün ardından üzülmek bana yakışmaz. Yok seni umursamıyorum. Günümü mahvetmene izin vermeyeceğim. La la laaa la la la laaa…

Yerbul: Yukarılarda birileri ağlarken sen sevinç şarkıları söyle ne güzel.

Yerkab: Arebesk seni. Tekrar söylüyorum gü-nü-mü mah-vet-me-ne i- zin ver-me-ye-ce-ğim. Güçlüyüm ben. Şiddetime dayanamaz Richter. La la laaaa la la laaa la la laaaa….

Yerbul: Bu devam eden sevince artçı sarsıntılar diyorlar Yerkab ve sen yine yüreklerini ağızlarına getiriyorsun canlıların. Ya biraz dur en azından kendilerine gelsinler.

Yerkab: Sana ne oluyor ya anlamadım sana ne!

Yerbul: Anlaşıldı seninle uğraşılmaz bugün.

Yerkab: Bak senin de gaz sorunun çözüldü. Sancın da olmayacak, sevinmem gerekirken gidip başkalarını düşünüyorsun. İlahi sen.

Yerbul: Ben u-yu-yo-rum.

(Uyurlar. Bu kez Yerkab rüya görür. Sahne kararır. Yerkab ve Yerbul’ u canlandıran oyuncular ev bölümüne geçerler. Yerkab evin annesi Yerbul evin babası olur. Bir çocukları vardır. Adı Can. Can’a öğretmeni ödev vermiştir. Evde deprem tatbikatı yapılacaktır.)

Yerbul: Ya Hanım açlıktan öldürecek misin bizi. Karnım zil çalıyor.

Yerkab: Karnınla ilgili sorunlar bana bir yerlerden tanıdık geliyor ama neyse. Önce banyoya lütfen elini yüzünü yıkar mısın? Masa hazır Can’da birazdan gelir masaya otururuz.

(Yerbul sahneden çıkar, havluyla yüzünü kurulayarak, sahneye tekrar dönmek üzere. Can kapıdan girer, çantasını her zaman ki köşesine atar. )

Can: Anne ben geldim.

Yerkab: Hoş geldin oğlum.

Can: Anne öğretmenimiz ev ödevi verdi. Evde deprem için tatbikat yapacağız.

Yerkab: Çocuğum ben anlamam babanla konuş.

Can: Baba baba (Babası banyo kapısından çıkar havluyla yüzünü kurulamaktadır.)

Yerbul: Söyle çocuğum.

Can: Öğretmenimiz ev ödevi verdi. Deprem tatbikatı yapacağız evde.

Yerbul: Nasıl yapacağız?

Can: Şimdi ben masayı sallayacağım.

Yerbul: Salla yavrum.

Can: (Masayı sallar; masadaki tabaklar, bardaklar, çatallar yere düşer) depreeemmmm depreeemmm diye bağırır.

Baba cama koşar, anne kapıya koşar. Can masanın yanında çöker, kapanır ve masanın ayağına tutunur.

Yerkab: Bismillah bismillah.

Can: Panik yok panik yok bu bir tatbikat!

Yerbul: Ulan eşşeoleşek. Alırsam seni ayağımın altına. Böyle ödev mi olurmuş.

Yerkab: Bismillah Bismillah amanııınnn oğlum bu nedir ya. Yarın seni o sınıftan alıcam.

Can: Helal olsun size. Depremde bana yapılmaması gerekenleri gösterdiniz teşekkürler size.

Okul tarafından dağıtılan örnek deprem çantasını masaya koyar. Anne ve babasının meraklı bakışlarına cevap verir.

Can: Öğretmen dağıttı. Deprem öncesinde, her evde hazır olması gereken bir çanta. İçindekileri tek tek masaya çıkarır.

Yerkab: Güzelim tabaklarda kırıldı.

Can: Gardırop ve vitrinleri duvarlara sabitlemezseniz kristallerinde kırılır anne.

Yerkab: Niye deprem oluyor yavrum? Olmasın bi daha bu ne ya yüreğimiz ağzımıza geldi.

Can: Anne doğanın bir gerçeği bu. Bu yüzden depremde nasıl davranmamız gerektiğini öğrenmeliyiz.

Yerkab: Bu doğa da rahat dursun canım yoklamasın bizi durup durup ay çok korktum ben çookk.

Can: Önlem alırsak korkmamıza gerek yok.

Yerbul: Yarın öğretmenini ziyarete geleceğim.

Can: Ziyaret et et de baba deprem anında lütfen panikleme. Pencere ha yakıştıramadım.

Yerbul: Ulan bi de dalga mı geçiyorsun benle. (Can’ı kovalar Yerbul. Yerkab da arkalarından koşar. Yerkab ile Yerbul, uyur vaziyette, havuzdaki yerlerini alırlar. Yerkab kabusun etkisiyle, yerinden sıçrayarak uyanır.)

Yerkab: Ay aman o neydi öyle! Çok korktum ya!

Yerbul: Ne oldu ya sabah sabah bu ne hal?

Yerkab: Ne olacak kabus gördüm.

Yerbul: Yine macera istiyorsun dimi

Yerkab: Ne macerası ya kabus gördüm diyorum sana.

Yerbul: Benim bildiğim kabuslardan sonra enerji atarız. Dolmamış enerjiyi mi boşaltacağız Yerkab korkutma beni. Küresel ısınma buralara kadar etkisini gösteriyorsa artık pes yani pes. Denge hepten bozuldu demektir.

Yerkab: İnanmayacaksın anlatacaklarıma ben ve sen o bahsettiğin canlılara dönüşmüşüz.

Yerbul: Ne?

Yarkab:Eevveeettt işte ondan. İnsandık, evliydik, çocuğumuz vardı.

Yerbul: Ne diyorsun!

Yerkab: Ve deprem oluyordu. Çok korkuyorduk, sen cama, ben kapıya kaçıyordum. Depreme kızıyordum, niye oluyor ki diyordum.

Yerbul: Şimdi anladın mı beni peki? Başkaları üzülmesin derken bunu kastediyordum. Ama nerdeee kendinden başkasını düşünmezsin ki sen. Bir levha iken bunun ihtiyaçlarını, bir insanken de onun ihtiyaçlarını istiyorsun. Oysa diğeri olmadan da onu anlayabilmeliyiz. Bu hiç zor bir şey değil.

Yerkab: Galiba haklısın. Aklım Can da kaldı ah yavrucuğum bugün derslerinde depremle ilgili bir uzman gelecekti.

Yerbul: Can’da kim?

Yerkab: Oğlumuz. Aman kabus kabustu işte!

Yerbul: Ey rüya sen nelere kadirsin!

PERDE 1 SAHNE 3

(Perde sınıf sahnesiyle devam eder. Yerkab ile Yerbul’un olduğu havuz bölümü kaldırılır, yerine bahçe, görsellerle de sağlanabilir, dizayn edilir.)

Öğretmen: Çocuklar dersimizde yine deprem konusunu işleyeceğiz. Sınıfımızda bu konuyla ilgili bir uzmanı ağırlayacağız. Sizden istediğim uzmanımızı can kulağıyla dinlemenizdir.

(Uzman sınıfa girer. )

Uzman: Merhaba çocuklar.

Çocuklar: Hoş geldiniz.

Uzman: Hoş bulduk. Öğretmeninizle depremin nasıl oluştuğunu konuşmuşsunuz. O nedenle ben sizlere depremde neler yapmamız gerektiğini konuşmak istiyorum. Öncelikle depremle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü ülkemiz deprem kuşağında. Geçmiş depremler göstermiştir ki en büyük yanlışımız. Panik. Yaralanmaların çoğu kendilerini camdan, balkondan atanlar ve deprem anında dışarıya kaçmaya çalışırken merdivenlerden düşenler vb. Şimdi bir deprem olsa yapacağımız ilk şey; panik yapmadan sıralarımızın yanında cenin pozisyonunu (gösterir) almaktır. Ya da çök kapan tutun hareketiyle kendimizi koruyabiliriz(yine gösterir). Sarsıntı bittikten sonra sakin bir şekilde öğretmeninizi izleyerek dışarı çıkmalıyız. Neden? Çünkü ilk sarsıntıdan sonra artçı sarsıntılar tehlikeli olabilir. Açık alan bizler için daha güvenli olacaktır. ( uzman konuşmasına devam ederken deprem olur. Çocuklardan bazıları sıraların yanında durarak, uzmanın söylediklerini uygularken; iki öğrenci cama koşar, bir öğrenci ise kapıya. Sahne donar. Uzman yanlışları anlatır.)

Uzman: Panikle cama fırladı. Oysa sırasının yanında konumlanıp, cenin pozisyonu alabilirdi ya da çök kapan tutun hareketiyle kendisini koruyabilirdi.

(Kapıdaki öğrenciyi de alıp sırasına getirir.)

Uzman: Kapı ve merdivenlerde, geçmiş depremler göstermiştir ki ciddi yaralanmalara hatta can kaybına yol açmıştır. Bu nedenle yine deprem anında sınıftaysak sıranız sizler için daha güvenlidir.

Öğrenci: Ama biz yaramazlık yapmadık. Bu neydi ya! Bize niye ceza verdiniz? (Öğrenci ağlarken uzman yanına gelir.)

Uzman: Siz yaramazlık yapmadınız. Kimse size ceza vermedi. Deprem bizim gerçeğimiz ve onunla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Haydi, çocuklar dışarı çıkıyoruz. Panik yok, sakin olun. Tehlike geçti. Bitti artık. (Bahçeye çıkarlar.)

Öğrenci: Ya şimdi. Ya şimdi deprem olursa. Bahçede bize bir şey olmaz dimi?

Uzman: Hayır olmaz. Etrafımızda bina yok, şanslıyız. Ama etrafımızda binalar varsa bulunduğumuz alanda, iç organlarımızı ve başımızı korumak için cenin pozisyonunda yatmalıyız.

Öğrenci: Hiç deprem olmasın n’olur…

Uzman: Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz. Önlemler aldığımız sürece yani binalarımızı sağlam yaparsak, binaların yapılmaması gereken yerlere inşaatlar yapmazsak, deprem anında panik yapmazsak, nerelerde duracağımızı belirlersek, deprem çantamızı hazırlarsak, depremden de korkmamıza gerek olmaz.

Hademe koşarak yanlarına gelir.

Hademe: Amanın amanın deprem oldu. Size bişey olmamış çok şükür! Hocam işte bakın tam tatkibat oldu. Sözde tatkipat yapacadık. Çok şükür amanın kimseye bişey olmadı. Verilmiş sadakamız vamış.

Öğretmen: Müdür nasıl Osman Bey!

Hademe: Valla hocam nasıl olsun dolaplar devrilmiş sayın müdürümüz altında kaldı. Ekiplee geldi. Uğraşıveriveriyolar. Çok şükür yaşıyo.

Öğretmen: O kadar dedik kendisine bir an önce dolapları sabitleyelim diye, ertelememek lazımmış anlamıştır umarım. Başmüdür yardımcısı nasıl?

Hademe: Pencereden atladı.

Öğretmen: 2. Müdür yardımcısı nerede peki?

Hademe: Merdivenlerden yuvarlandı.

Öğretmen: 3. Müdür yardımcısı nerede?

Hademe: Kapıdan kaçtı.

Öğretmen: Kapı nerede?

Hademe: Dağa kaçtı? Ay amanın kafa mı buluyonuz benimle hocam vaziyet bu işte!

Uzman: Eğitim şart efenim eğitim şart.

2 Yorum

  1. Ayten Bulut diyor ki:

    merhaba ben sosyal bilgiler öğretmeliği okuyan bir öğrencym..Konumla ilgili sizin yazmış olduğunuz 7-12 yaş arası deprem ilgili oyundan yararlancaktım ama sayfada hata oluşmuş açılmıyor..O oyunu bana mail atrsanız çok memnunn olurum

    Cevaplamak için giriş yapın
  2. Aysel diyor ki:

    Oyun hakkında soracağınız bir soru veya danışmak isteyeceğiniz bir durum için mail adresim

    Cevaplamak için giriş yapın

Yorum Yapın

Yorum yapmak için buradan giriş yapmalısınız.