Sanatı duyabilen toplum olmak (Prof. Dr. Levent SEÇER)

(7 üye SİZİN MANŞETİNİZ için önerdi. Siz de önermek istiyorsanız, kalbe tıklayınız!)

Beethoven_180Sanatın toplumları birarada kaynaştırdığını görebilmek çok önemli. Özellikle okuyan duyabilen görebilen ve bilimsel anlamda sanatı anlayabilen toplumlar yaratabilmek, çağdaş değişimin içinde olmak adına çok önemli. Yılda bir kitabı bile doğru dürüst okuyamayan bir toplum Türkiye. Bunun örneklerini düne kadar Almanya’da Frankfurt ve Duisburg kitap fuarlarında gördüm. Türkiye sadece resimlerde raflarda sergilendi sanatıyla kültürüyle ve yazarlarıyla, oysa son derece önemli olan bu etkinliklerde çok şey kültür adına yansıtılmalıydı, Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını söyleyerek, farklı bir dünyada kendisine yer edinmeye çalışan ”Orhan Pamuk” rüzgarı esti, Türkiye’den gelen yazarlar eserlerini bile geniş kitlelere yansıtamadılar, ama sonuç bildirgesinde Türkiye başarılı olmuştur denildi.
 
 
Peki her yıl Danimarka’da yapılan önemli bir edebiyat festivali var, Modern Kültür ve Sanatlar Festivali. Edebiyat, şiir sanat, resim işlenir. Türkiye burada neden yok? İsviçre Basel Kitap ve Edebiyat Festivali‘nde neden yok? 23-26 Eylül tarihlerinde İsveç Göteborg Kitap Etkinliği’nde neden yok? Dünyanın en önemli edebiyat festivallerinden olan Hollanda’da yapılan Poetry edebiyat ve şiir kitap festivalinde neden yok? Hala uluslararası bir kültür politikası hazırlayamadık bu güne kadar, oysa çağdaş uluslararası bir değişim sürecinin içinde olmak adına, sanatın duyarlılığında olmak çok önemli. Farklı kültürleri birarada kaynaştırmak adına sanatın ne kadar önemli olduğu gerçeğini hala anlamış değiliz.
 
 
Almanya’da hala bu değişim yaşanamıyorsa bu bizi yöneten(Alman Türk Toplum) kurumlarının ve sistem yaratıcılarının suçu değil mi? Almanya’da Türk toplumu sanatın duyarlılığından uzakta kaldı, okumaya araştırmaya görmeye öğrenmeye sevk edilmedi. Türk derneklerinde yapılan etkinlik adıyla çalışmalar sanattan eğitimden uzaktı, biz burada iki düşman toplum yaratmadık mı? Her zaman söylediğim gibi sevgiyi unutan, kin ve düşmanlık dolu, saygıyı dostluğu güzellikleri paylaşmayı unutan bir toplum olduk adeta. Tiyartoya karşı ilgi olmaması çok acı. Oysa tiyatro insanların birbirleriyle kaynaşmasındaki etkinliğini unutmamak gerek. Yedinci sanat olarak tanımladığımız sinema bile burada yaşayan toplumdan çok uzakta kalıyor. Sanatçıya, sanata adını veren, hayat veren değerleri hala bilmiyoruz. Almanya’da bazı Türk gazeteleri çok küçük ederlerle kitap veriyor, bağışlıyor; okumaya sevketmek adına bu çok güzel çalışmalar, ama biz doğru dürüst gazete bile okumuyoruz, hangi eserin ya da dünyaca önemli bir klasik değerin nerede olduğunu ya da verdiği mesajı algılama yeteneğimiz elimizden alınmış.
 
 
Ama her sabah olmadık, anlamsız, içi boş duygularımızı, rüyalarımızı, hayallerimizi elimizden alan mistik dizilere ayırdığımız zaman çok. Akşama kadar tv başından kalkmıyoruz, ağlıyoruz, sızlıyoruz ve rüyalara dalıyoruz. İşte Türk toplumunun dünyası bu, RÜYALARDA KALMAK. Keşke böyle bir şarkı bestelense de bunu söylesek. 73 milyon ülkede okuma oranı 5,5 milyon insan kadar. Ne acı bir tablo değil mi, ama bu kimsenin umurunda değil; toplumu bu noktaya getirenlerin bile işine geliyor bazen. Sağır olarak beste yapan Beethoven, ya da bir marangozun oğlu ve 7 yaşında ilk konserini veren dahi Mozart gibi önemli değerlerimiz neden yok? Ama biz bu değerlerin anlamını bile hala kavrayamadık, Atatürk gibi bir değeri tartışma haline getirdik bu ülkede. Atatürk Türkiye’de bir değişimin, devrimlerin, çağdaşlığın, aydınlığın adı. Bundan rahatsızlık duyanlar şimdi edebiyatın, sanatın ve rasyonalizmin Cumhuriyetin kazanımlarının, gerçeklerinden ayrı tutmaya çalışıyorlar toplumu, işte bu çok tehlikeli bana göre. Ama sanatı görebilen duyabilen bir toplum olduğumuzda, öyle sanıyorum ki tüm dünya da bu gerçeği çağdaş Türkiye gerçeğini görecektir.

ilgili son 5 yazı:

İlgili Tüm Yazılar İçin Etiketlere Tıklayınız:

6 Yorum

  1. candan diyor ki:

    ortaokuldan beri devamlı yazıyorum. ama güzel ama çirkin bir şekilde birşeyler çıkarıyorum ortaya. hayal dünyamı yaşatıyorum sayfalarda… kendimce… bir kaç ay öncesine kadar haftada 2 kitap okurdum. fakat şuan çalışıyorum ve bırakın kitap okumayı elime almaya bile mecalim kalmıyor. o kadar yorgun oluyorum ki gözlerimi dinlendirmem gerekiyor. ve benim gibi çalışan kimbilir kaç genç var kitap okumaya fırsat bulamayan. öyle bir düzen kurulmuş ki dinlenmek isteseniz işinizi kaybedersiniz, işinizi kaybetmeyi göze alırsanız aç kalırsınız. ekonomik sıkıntı çekipte çalışmaya muhtaç kaldığım için eğitimimide tamamlayamayan ben söylesenize bu kadar yoğun çalışmamın içinde nasıl kitap okuyan bilgili bir birey olabilirim acaba? Çoğu kişi umursamaz kitap okumaz tamam o kabulüm ama okumak isteyenlerde hangi ara hangi fırsatı yakalayıpta okuyacak? her sabah internetten bütün gazeteleri tek tek okuyorum gündemi takip ediyorum elimden geldiğince. geri kalmak istemiyorum hiçbirşeyden. Ama lütfen cevaplayın 20li yaşlarında ki gençleri eğitimini yarıda bırakıp ailesine destek için çalışmaya mahkum eden bu düzende nasıl sanatsal alanda gelişebilir ki? belki şartlarım güzel olsaydı bende 7 yaşında keşfedilirdim. aylarca üzerinde çalışıp yazdığım romanı bir yayınevine götürme imkanım bile yokken nasıl sanata destek olacağım ki? her zaman desteğim ama bunu nasıl kanıtlayabileceğim? ülkem için nasıl faydalı olacağım? ? ?

  2. Feriha Terzi diyor ki:

    Avrupadan Türkiye’ye baktığımda her şeyin ötesinde kalan bir toplum olmuş.Benim bu güzel ülkemin bu noktaya gelmesinde sorumlu olanları burada konuşmak bile istemiyorum artık!onlar kendilerini ve yarattıkları toplum modelini biliyorlar,ama bunu yaparkende tüm dünyada ülkenin adını nasılda sıkıntı içinde bıraktıklarının farkında değiller.Değerli hoca Prof.Seçer eline sağlık bu kadar önemli bir konuya yer verdiğiniz için,ama bu ülkenin bu sistem olduğu süre asla değeişmeyeceğini ve dahada kötüye gideceğini söylemek isterim affınız sığınarak saygılarımla.

  3. BERRİN DEMİRCİ diyor ki:

    KENDİ ÜLKEMDE SANATA BAKTIĞIMDA NE KADAR GERİDE OLDUĞUMUZU GÖRÜYORUM.PROF.DR.LEVENT SEÇER usta nede güzel değinmiş bu konuya kendisini alkışlıyorum.Sanat her zaman ülkemizde öksüzleşmedimi?şimdi demokratik açılım diye inandırıcılığını kaybeden sizitemin yarattığı sıkıntılarda sanat netede peki?bun larmı sanatı yaşatacaklar nerede bu çalışmalar?Toplum diyoruz sayın Prof.Seçer’in dediğ gibi hangi toplumdan bahsedeceğiz okumamışlığın geri kalmışlığın yarattığı toplumdanmı.yoksa islamlaşan toplumdanmı bahsedelim dersini.Ben burada ellerine sağlık diyorum kıymetli hocama sayın Dr.levent Seçer beye.Ama artık bem gelecekteki sanatın acılaşmasından endişe duyuyorum kim ne derse desişn bu benim düşüncem ama böyle düşünüyorum.

  4. FERİDE SADELİKCİ diyor ki:

    Sayın Prof.Dr.Levent Seçer beyin yazısını okuduğumda içimden kendisine teşekkür etmek geldi.Sanatın hala ülkemizde tartılışıyor bilke olmaması ne hazindir.Sistemi oluşturan hükümetde bu konuya hala duyarsız değilmi?Ama şu unutulmamalı sanat ve sanatçının önemini anladığımızda herhalde çok geç kalmış olacağız.ama bu bir çoğunun umurunda değil.Dr Seçer ustanın sesine kulak vermeliyiz onun yazıları gerçekten çok önemli ben öyle yapıyorum ve yapacağım.teşekkürler sayın seçer.

  5. Kerem Bakırcıoğlu diyor ki:

    Bende buradan duygularımı kısaca yazmak istedim,”SANATKOP” gerçekten sanat adına çok önemlibir hizmet veriyor.Türkiye’den çok uzakta yaşayan bizler,buralarda elbette oradaki çok önemli gelişmelkeri sadece okuyarak takip edebiliyoruz,yapılanlarda ortada,Trt rezaletlere davetiye çıkarıyor sanat adına hiç birşey vermiyor,daha birçok yaynlar bunu gösteriyor.Ama kıymetli ilim insanı Prof.Dr.Levent Seçer beyin sanat adına duyarlı yazısını okuduğumda bende yakınlarımla aynı düşündüğümüyansıtmak istedimkısaca..Sanatın yönlendirici olduğu bir toplum değiliz artık,değerli hocam Prof.Seçer çok güzel anlatmışsınız ama sizin yazdıklarınızdan rahatsız olanlar şimdi sistemi hakimalanlar değilmi?sanat adına bunlar daha çok devam edcekler hocam ama siz var olun ve çok yazın.
    Kerem Bakırcıoğlu-Almanya

  6. Selvinaz Bakırcıoğlu diyor ki:

    Almanya’da yaşayan bir sanat severeim,Sanatı yaşamanın öneminin toplum olarak bizi yönlendiriciliğin asıl önemini kavrayamayan bir toplum olmanın içindeyiz aslında.Usta Prof.Dr.Levent Seçer ne de güzel anlatmış yazısında,tümüyle yürekten katılıyorum ustaya.Ama asıl sanatı ülkemizde ne hallere getirenlere bir bakmalı,yada tüm değerlerini yansımalarını silmeye çalışan zihniyete bakmalı,ülkede sanatın değeri bitiit artık değerli hocam,siz ne kadar emek verseniz,elleriniz kırılsa yazana kadar yinede kaybolan değerleri getiremeyiz,ama yinede iyiki sizler ve bu değerli gazetelerimiz (Sanatkop)var varki buradan susukunluğumuzu dindirebildik saygılar.Selvinaz Bakırcıoğlu Almanya