1911’de Trabzon Görele’de doğdu. 1927’da Zeki Kocamemi Trabzon Lisesi´ne resim öğretmeni olarak atandı. Bu dönemden sonra Bedri Rahmi´de resim aşkı başladı. 1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü´ne girdi. Nazmi Güran ve İbrahim Çallı´nın öğrencisi oldu. 1932’de Paris´te André Lhote Atölyesi´nde çalıştı. İlerde yaşamını birleştireceği Ernestine Letoni ile tanıştı. 1934’da Akademi Diploma yarışmasında “Yol İnşaatı” konulu resmi ile üçüncü oldu. 1934’de 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. 1935’de ilk kişisel sergisi Bükreş´te Hasefler Galeri’sinde Ernestine Letoni tarafından açıldı. 1936’da “Eren” adını verdiği Ernestine Letoni ile evlendi. Sipahi Ocağı sigarasının kapağındaki “Koşan Mızraklı Atlar” figürünü tasarladı. Güzel Sanatlar Akademisi´nin 1936’da diploma yarışmasında “Hamam” adlı çalışması ile birinci oldu. Sovyetler Birliği´ne götürülen Türk Resim ve Heykel Sergisi’ne üç resim ile katıldı. 1937’da Akademide Leopold Levy´in asistanı oldu. 1939’de Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisinde “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaştı. Aynı yıl oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu dünyaya geldi. 1942’de açılan Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü kazandı. 1943’da Ortaköy Lido Yüzme Havuzu için ilk duvar resimlerini gerçekleştirdi. 1945-1947 yılları arasında “Mari´nin Portresi”, “Alis I”, “Alis II” gibi önemli portre dizisini oluşturdu. 1946’da Ankara Büyük Tiyatro-Operanın girişindeki kapıların üstüne Kız kaçırma konulu bir fresk duvar çalışmasını yaptı. 1946’da UNESCO’nun Paris´te düzenlediği uluslararası sergiye gönderilen resimleri ilgi çekti. 1947’da genç sanatçılardan oluşan “10’lar Grubu”nun kurulmasına öncülük etti. 1950’da Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde 150 resimden oluşan “Retrospektif” sergisi düzenledi. 1950’da Kariye Camii düzenlemesini yaptıktan sonra Bizans mozaikleriyle ilgilenmeye başladı. 1951’da “Küçük Sahne”yi süsledi. 1951’e kadar boya ile mozaik dokusunda resimler yaptı.

Paris seyahatinde İnsan Müzesi´nden çok etkilendi. “Güzel yararlı olmalıdır” düşüncesinden hareketle “Yazmacılık” geleneğine yeni bir yorum getirdi. 1951’de ilk “Yazma Sergisi”ni açtı. 1953 yılında Yazmaları ve özgün baskıları Philadelphia Print Club da sergilendi. 14 Eylül´de Times dergisi iki renkli sayfa ayırdı.

1954’de “Türk Tepsisi” adlı motifi ile Steuben Glass adlı bir firmanın tertiplediği yarışmada ödül kazandı ve motif kristale oyularak teşhir edildi. 1954-1957 yılları arasında Hilton ve Divan otellerinde ve KLM İstanbul merkezindeki panoları yaptı. Yugoslovya ve Hollanda hükümetleri tarafından davet edildi. 1955’da TBMM yapısına konulacak resimleri seçecek kurulun başına getirildi. 1956’da Sao Paulo Bienali´nde onur ödülü aldı. Bedri Rahmi 1957’da Tokyo özgün baskı Bienaline katıldı. Ve aynı yıl içinde “Dokuma, Kilim, Yazma ve Nakış gibi Halk El Sanatları´ndaki motifleri özgün bir stil ile kaynaştırarak, mozaik çalışmalarına yöneldi. 1958’nda Uluslararası Brüksel Sergisi’ndeki Türk pavyonuna yaptığı 227 metrekarelik çalışmasıyla altın madalya aldı. 1959’da Paris’te Nato merkezine 50 metrekarelik bir pano hazırladı. 1961’da Amerika´ya gitti. Bu dönemde zengin renklerle soyut biçimlere yöneldi. Görülmedik, bilinmedik renkler bulabilmek için denemeler yaptı; plastik tutkal, plastik boyalar, kum, talaş ve buruşturulmuş Japon kağıdı kullandı. “Amerika Dönemi” sanatına başka bir boyut kazandırmıştır. University of California at Berkley´da iki yıl misafir profesörlük yaptı. 1961’da Unicef çoçuklar yararına “Eşeğin Üzerinde Çocuklarını Taşıyan Anadolu Köylü Kadın” motifi Amerika´da kartpostal olarak basıldı. 1962’da New York Modern Art Müzesi “Zincir” adlı resmini satın aldı. 1963-1964 yıllarında Vakko , Karaköy Tatlıcılar, Manifaturacılar Çarşısı panolarıda çeşitli malzemeleri denedi. Son panosu Etap Oteli girişinde ki “Güvercinler”dir. 1972’da 33´üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde birincilik ödülü aldı. 21 Eylül 1975 tarihinde yaşama veda etti.

Anahtar Kelimeler

 
 

11 yorum

  1. nehir diyor ki:

    İş Sanat’ın gelenekselleşen şiir dinletilerinin bu ayki konuğu “İnsan Dediğin Derya Misali” adlı dinletisiyle doğumunun 100. yılında ünlü şair Bedri Rahmi Eyüboğlu olacak. “İnsan Dediğin Derya Misali” başlıklı dinletide, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesini imleyen bir atmosferde, şairin tematik bir bütünlük gözetilerek seçilen şiirleri müzik eşliğinde sunulacak. Dinleti 17 Ocak Pazartesi akşamı saat 20.00’de İş Sanat’ta ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

  2. nehir diyor ki:

    İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi “İmoga’dan Ustalar” Sergisi Türkiye’nin dev sanatçılarından oluşan zengin koleksiyonu 25 Kasım Perşembe günü Toprak Sanat Galerisi’nde kapılarını sanatseverlere açtı. Bu muhteşem sergide sanatseverler usta ve genç sanatçıların eserlerini bir arada görme fırsatı bulacak. Sergide Ferruh Başağa, Cihat Burak, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Süleyman Saim Tekcan’ın da bulunduğu 34 sanatçının eserleri 03 Ocak 2011 tarihine kadar Toprak Sanat Galerisi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak…

    Tarih: 25 Kasım 2010, 03 Aralık 2010

    Yer: City’s Nişantaşı Toprak Sanat Galerisi- R Katı

    Adres: Teşvikiye cad. No: 162 Nişantaşı / İstanbul

  3. nehir diyor ki:

    Anadolu’da tarihi çok eskilere giden “yazmacılık” sanatının en önemli temsilcilerinden biri olan dünyaca ünlü ressam, şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile eşi Eren Eyüboğlu ve ömrünü yazmacılığa vererek yazmacılığı bir aile geleneği haline getiren oğlu Mehmet Eyüboğlu’nun vefatından sonra bu geleneği sürdüren Kanadalı eşi Hughette Eyüboğlu’nun Bodrum Marmara Kolejindeki “Eyüboğlu Yazmaları Atölye Çalışması” büyük ilgi gördü.

    Hughette Eyüboğlu Ağustos ayında Bodrum Dereköydeki Atölye Tonzos’da “Eyüboğlu Yazma Şenliği”ni organize eden Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü mezunu olan 43 yaşındaki evli 1 çocuk annesi Tunca Saner ile birlikte Bodrum Marmara Kolejinde 23 Kasım 2010 Salı günü yazma üzerine bir Atölye çalışması yaptırdı.

    Sabah 8 kişi, öğleden sonra 16 kişi toplam 24 kişi çalışmalara katıldı. Dev ekranda yazmanın gelişimini anlatan bir slayt show’dan sonra çalışmalara başlandı. Strafor kalıplarla çalışıldıktan sonra özel yazma boyası ile bütün katılanlar yazma baskısı yaptılar. Özellikle balık, kaftan motifleri büyük ilgi çekti. Bu çalışmalara Bodrum Marmara Koleji öğrencisi Coşku’da katıldı.

    Hugette Eyüboğlu Bodrum Gümüşlük yolu üzerindeki Dereköyde bulunan Atölye Tonzos’ta Tunca Sanerin yönetiminde bir yazma atölyesi açılarak yazmalar üretileceği, bu işe meraklı olanlara yazma dersi verileceği ve bu atölye çalışmasının da bu husustaki çalışmaların öncüsü olduğununu söyledi.

    Yazma geleneğini 43 yıldır Türkiye’de yaşatan Eyüboğlu ailesi yok olmaya yüz tutan yazma sanatının tek temsilcisi olarak bu geleneği yaşatmaya devam ediyor. İstanbuldaki Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazma atölyesinde Mehmet Eyüboğlu’nun talebeleri tarafından hazırlanan bir eşi daha olmayan el emeği ürünler Bodrumda da yapılan “Eyüboğlu Geleneksel Yazma Şenlikleri” ile sergilenerek satışa sunuluyor. Büyük bir medeniyetin izlerini taşıyan yazmalar, yemeni ve başörtüsü olmaktan çıkıp modernize edilerek yastık kılıfı, masa örtüsü, yatak örtüsü, peştamal, pareo, elbise olarak günlük yaşantımızın içinde yer alıyor.

    “Ben, bu yazmaları yaparken yaşasınlar diye onlara kendi gözyaşlarımı katıyorum” diyen Eyüboğlu’nun yazmaları daha çok seneler üretilecek.

  4. nehir diyor ki:

    30 yıldan fazla Türk Halk Müziği ve Oyunları konusunda Ankara’da faaliyet gösteren ve kısa adı HAMOY olan Halk Müziği ve Oyunları Araştırma Eğitim Gençlik Derneği’nin düzenlediği “Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirleri dinletisi”,12 Haziran Cumartesi günü saat 19.00’da dernek merkezinde (GMK BUL. 107 / 1 MALTEPE) yapılıyor.

    Halk Müziği ve Oyunları Araştırma Eğitim Gençlik Derneği Başkanı ve Türk Halk Müziği sanatçısı Abdullah Gündüz’den alınan bilgiye göre,Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirleri, Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından seslendirilecek.Bu şiirler ODTÜ Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnam tarafından da yorumlanacak.

    Moderatörlüğünü şair Hürol Taşdelen’in, sunuculuğunu Abdullah Gündüz’ün yapacağı programda,Türk Halk Müziği eserlerine de yer verilecek..”Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirleri dinletisi”nin,ücretsiz ve şairlere açık olduğu ifade edildi.

  5. nehir diyor ki:

    Helikon Sanat Galerisi 5 – 12 Mayıs tarihleri arasında Çağdaş Sanatlat Vakfı tarafından düzenlenen Ankara Sanat Buluşması’na resim sanatımızın en önemli ustalarından Eren Eyüboğlu ve Bedri Rahmi Eyüboğlu ile katılıyor.

  6. nehir diyor ki:

    İş Bankası, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin resim hocalarını yıllar sonra buluşturdu.
    1883 yılında Sanayi-i Nefise-i Mekteb-i Âlisi adıyla kurulan ve 127 yıllık tarihi içerisinde Türkiye’de sanat alanındaki tek otorite olarak kabul edilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin geçmişten bugüne 85 hocasının, Türk resminin tarihine toplu bir bakış niteliğindeki eserleri, Kibele Sanat Galerisi’nde izlenebilecek…

    İş Bankası Kibele Sanat Galerisi, 2010 İstanbul Kültür Başkenti’ne yakışır bir sergiye daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan bu sergi “Hoca Ressamlar, Ressam Hocalar: Sanayi-i Nefise’den MSGSÜ’ye Akademi Resim Hocaları” adını taşıyor.

    11 Mart -24 Nisan 2010 tarihleri arasında açık olacak sergide, Türk resim sanatının doğduğu yer olarak kabul edilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi hocalarının eserlerinden bir seçki sanatseverlerle buluşacak.

    Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öğretim üyesi olmanın yanı sıra dönemlerinin en ünlü sanatçıları olan ressamların eserlerini buluşturan sergide Osman Hamdi Bey’den günümüze Türk resim sanatının en değerli sanatçılarının eserleri yer alacak. Sergide Osman Hamdi Bey’in yanı sıra, Halil Paşa, Ömer Adil, Mihri (Müşfik) Hanım, İbrahim Çallı, Namık İsmail, Avni Lifij, Cemal Tollu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Adnan Çoker, Devrim Erbil, Özdemir Altan, Neşet Günal, Neşe Erdok gibi çok sayıda sanatçının eserleri izlenebilecek.

    2010 yılına damgasını vuracak sanat etkinliklerinden biri olarak kabul edilen “Hoca Ressamlar, Ressam Hocalar: Sanayi-i Nefise’den MSGSÜ’ye Akademi Resim Hocaları” sergisi, Türk resim sanatına ilk defa resim eğitimi açısından bakma fırsatı sunacak.

  7. nehir diyor ki:

    İstanbul Modern Sanat Müzesi, yeni sergisinde geleneğe ait düşünce ve üretim biçimlerinin modern ve çağdaş sanattaki izlerini sürüyor.

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarıyla gerçekleşen “Gelenekten Çağdaşa” adlı sergi, Batılılaşma’dan bugüne modern ve çağdaş sanatımızın geleneksel sanatlarımız ile olan ilişkisini konu ediniyor, sanatın geleneksel olanla ilişkisine odaklanıyor ve tarihle modernliğin sanatçılar tarafından nasıl inşa edildiğini göstermeyi amaçlıyor.

    Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği, Doğu-Batı medeniyetleri arasında bir köprü olarak tanımlanan Türkiye coğrafyasının kültürel birikimini, ulusal ve uluslararası izleyicilere anımsatmak isteyen sergide, sanatçıların Anadolu coğrafyasından aldıkları etkiler aktarılıyor.

    17 Şubat’ta Süreli Sergiler Salonu’nda açılan ve 23 Mayıs’a dek sürecek olan sergide, Erol Akyavaş, İsmet Doğan, İnci Eviner, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Selma Gürbüz, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli, Murat Morova ve Ekrem Yalçındağ’ın çalışmaları yer alıyor.

    Videodan resme, yerleştirmeden fotoğrafa uzanan bir çeşitlilik içinde, sanatçıların farklı dönemlerinden çalışmalarının yanı sıra, modern sanatımızın geçmişine de odaklanarak, hat, minyatür, çini, vitray, tekstil gibi objeleri bir araya getiren sergide, 105 yapıt yer alıyor.

    Günümüzde çağdaş sanatta geleneğin anlamını tartışmaya açan sergide, geleneklerden, tarihsel kökenlerden yola çıkarak üreten dokuz sanatçının, Doğu-Batı, yerel-evrensel, gelenek, modernlik ve çağdaşlık kavramlarını yeniden okumaları sunuluyor.

    Sergi, çağdaş sanat ortamının 1980’lerden başlayarak sorgulamaya başladığı “bellek, gelenek, geçmiş” sorunsalını; geçmiş ve geleneğin çağdaş sanattaki yeri, modern sanatın yerel kültür ve tarihle ilişkisi, geçmişin aynı zamanda bir kimlik sorunu olarak ele alınması gibi önemli konuları gündeme getiriyor.

    Sergiye paralel gerçekleştirilecek olan konuşma dizisi ise, tarih, sosyoloji, sanat tarihi, ekonomi, kültürel incelemeler ve politika alanlarından uzmanlarla sanatçıları bir araya getirecek, modern sanatımızı oluşturan unsurları tartışmaya açarak, farklı disiplinlerin görsel sanatlar ile bütünleşmesini sağlayacak.

    “Zaman Yolcuları” başlıklı eğitim programı

    İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler Birimi’nin, “Gelenekten Çağdaşa” sergisine paralel olarak Eğitim Sponsoru Garanti Bankası’nın katkılarıyla hazırladığı “Zaman Yolcuları” başlıklı eğitim programı, geleneksel sanat formlarını konu alan çağdaş sanat uygulamalarına odaklanıyor. Çocuklar, gençler ve aileler “Zaman Yolcuları” programına katılarak minyatür, vitray, mozaik ve duvar resimleriyle geçmişi, bugünü ve geleceği işliyor.

    “Zaman Yolcuları” başlıklı programda, farklı yaş grubu çocuk ve gençlere yönelik çeşitli atölyelerin yanı sıra “Gelenekten Çağdaşa” sergisinde yer alan İnci Eviner ve Ekrem Yalçındağ yönetiminde hazırlanan ve uzmanlar tarafından uygulanacak atölye çalışmaları ile Ergin İnan ve Selma Gürbüz’ün gerçekleştireceği atölye çalışmaları yer alıyor.

    Bugün çağdaş sanat için gelenek ne ifade ediyor?

    Serginin küratörü İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu, serginin birbirine bağlı iki ana çalışma alanı olduğunu ve Batılılaşma’dan bugüne sanatın geleneksel ile olan ilişkisine odaklanarak, tarih ve modernliğin sanatçılar tarafından nasıl inşa edildiğini göstermeyi ve Türkiye’ye özgü bir modernizmin en önemli damarlarından birini tartışmaya açmayı amaçladığını belirtiyor: “Serginin araştırma alanlarından ilki bu sancılı sürecin gelişimini özetliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşma süreci ile başlayan ve Cumhuriyet yönetimi ile kesin ilkelere oturan Batı’ya açılma arzusunun gelenek ve tarih ile olan ilişkisine odaklanıyor. Sergi ikinci çalışma alanında ise, merkezinde dokuz sanatçının yer aldığı bir karşılaştırma zemini kurarak, bugün çağdaş sanat için geleneğin ne ifade ettiğini tartışıyor.”

    Günümüzde çağdaş sanat dünyasının geleneksel süsleme ve üretim biçimlerine yeniden ilgi duymaya başlayıp, farklı coğrafyaların modernlik serüvenlerini araştırdığını söyleyen Levent Çalıkoğlu, ülkemizde ise son yüz yıldır birçok sanatçının, tarihsel ve kültürel mirasımızı irdeleyerek, yeniden yorumlayıp yaşadıkları zamana taşıdığını ifade ediyor: “Bu dokuz sanatçıyı bir araya getiren ortak zemin ise, bugün çağdaş sanat dünyasının tartıştığı önemli konulara işaret ediyor. Tarih, kök ve geçmiş çağdaş sanat için ne ifade ediyor? Geçmiş ve gelenek çağdaş sanatın neresinde duruyor? Evrensel bir model olarak ileri sürülen Batılı anlamda bir modern sanatın yerel kültür ve tarihle olan ilişkisi nedir? Anadolu coğrafyasının kültürel geçmişini dönüştürerek yeni ve alternatif bir sanat tarihi yazılabilir mi? Süsleme, nakış kaynaklı el üretimleri gibi el marifetine dayanan üretimler çağdaş sanatçılar için ne ifade ediyor? Geçmiş, aynı zamanda bir kimlik sorunu olarak şimdiki zamanın politik tartışmalarının neresinde konumlanıyor?”

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Avrupa Kültür Başkenti unvanını alan eşsiz İstanbul’un değerli sanatseverleri için “Gelenekten Çağdaşa” sergisinin eski hatıraları tazeleme ve Türk resim sanatının geçirdiği dönemleri izleme açısından büyük bir önem taşıdığını vurguluyor: “Geleneğe ait düşünce ve üretim biçimlerinin modern ve çağdaş sanattaki izlerinin sunulduğu bu sergi, Türkiye’nin 200 yıllık Batılılaşma serüvenine de ışık tutacak. Elbette bu yolculukta yerli ile evrensel, geleneksel olanla modern arasındaki ilişkiyi de gözlemleme fırsatı bulacağız.”

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın “Dünyaya, resimde, müzikte ve sanatın diğer dallarında Türkiye’nin bilinen tüm tarihini tekrar hatırlatmak; kadim İstanbul’umuzun bilinmeyen geçmişini anlatmak ve üç cihan imparatorluğuna başkentlik yapan müstesna şehrimizin binlerce yıllık kültürünü zamanın duru aynasına sunmak” gibi tarihî bir vazifesi olduğunu belirten Şekib Avdagiç, “İstanbul Modern gibi, kentimizi ‘Avrupa Kültür Başkenti’ unvanına lâyık bir şekilde uluslararası standartlara taşıyan müzelerimize, yola çıktığımız günden beri elimizden geldiğince destek olduk, olmaya da devam edeceğiz” diyor.

    Anadolu coğrafyasıyla kurulan görsel etkileşim

    2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla Türkiye tarihine ışık tuttuğuna değinen İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, “Doğu ile Batı’nın yalnızca geçmişinin değil, geleceğinin de kesişme noktasında yer alan Türkiye, farklı coğrafyalardan taşınan değişik kültürlerin biçimlendirdiği gelenekler, yaşam tarzları, inançlar ve birbirine eklemlenen çok sayıda dil ile çok renkli bir kültür mozaiği oluşturuyor. Sayısız topluluğun, birçok dinin ve kültürün bir arada yaşadığı bu eşsiz toprakların kültürel birikimini izleyicilere anımsatmayı amaçlayan sergide, sanatçıların Anadolu coğrafyası ile kurdukları görsel etkileşim aktarılıyor” diyor.

    Değişik kültürleri ve estetik anlayışları içeren ülkemizin kültürel, politik, toplumsal ve teknolojik gelişim sürecinde, Batı ile yerel arasında oluşan alışverişin, yepyeni, güçlü bir enerjiyi doğurduğunu vurgulayan Oya Eczacıbaşı,“Sanatsal üretim, küresel tekdüzeliğe karşı özgün kimliğiyle öne çıkıyor. Çağdaş Türk sanatçıların yapıtlarındaki en önemli içerik vurgusu, Batı kültür ve sanatı ile giriştikleri uyum ve karşıtlık hesaplaşmasında görülüyor” görüşünü dile getiriyor.

    Oya Eczacıbaşı, AB ülkelerinin yeni konularından biri olan “küresel ve yerel” sorununa da dikkat çeken serginin, gelenek, modernlik ve çağdaşlık üzerine bir bakış sunduğunu, kültürel mirasımızın özgünlüğünün, dinamizminin gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçladığını belirtiyor.

    SANATÇILAR

    Türk resminde İslami düşünce geleneğini tasavvufi bir yönelimle çalışmalarına aktaran Erol Akyavaş, Batı akılcılığı ile Doğulu dünya görüşü arasında kendine özgü bir sentez geliştiren nadir sanatçılardan. Figüratif çalışmaların yanı sıra soyut, ağırlıklı olarak da mimari formları kullandığı ve zaman zaman da geleneksel Türk minyatüründen esinlendiği çalışmalar gerçekleştiren Erol Akyavaş’ın resminde tasavvuf felsefesinin etkileri açıkça izlenir.

    Sergide tarih ile geleneği politik bir tasarı olarak yorumlayan İsmet Doğan, öncelikle bizlere sunulan meşru tarihi bir tartışma konusu olarak görmemizi istiyor. Meşru tarihin bize sunduğu bilgi ve sembollerin anlamlarını eleştirerek tarihin anlamını yeniden yorumluyor. Tarihi var eden ve bugüne taşıyan yazılı ve görsel bilgiyi büyük bir kolaj yığını gibi bir arada işleyen sanatçı, geleneği bir kimlik sorunu olarak adlandırıyor.

    İnci Eviner 60 metrekarelik bir yüzeye yerleştirdiği “Yeni Vatandaş” adlı enstalasyonu ile geleneksel temsile ilişkin yaklaşımlarımızı sorgulayan bir çalışma gerçekleştiriyor. Avrupa duvar kâğıdı geleneğiyle Osmanlı çinilerinin üzerine yerleştirilen bezemeleri karşı karşıya getiren sanatçı, geleneğin görsel alfabesinin politik anlam ve içeriklerine vurgu yapıyor. Duvar yüzeyine uyguladığı motiflerle anonim veya kaynağı saptırılmış işaret, simge ve desenleri yeni baştan yorumlayan sanatçı, yerleştirmesinin önemli bir parçasını oluşturan üçlü video ile gelenek ve hareketli görüntü arasında ilişki kuruyor. Yakın bir tarihte Paris’teki Mac Val Sanat Müzesi’nde sergilenen yerleştirme, geleneğe karşı bugün nasıl bir cevap üretilebileceğinin en ilginç örneklerinden biri.

    Sergiye aile koleksiyonunda yer alan çalışmalarından yapılan bir seçkiyle katılan Bedri Rahmi Eyüboğlu ise, modern Türk resminde var olan “yerel-evrensel” sanat tartışmasına Anadolu halk kültürü araştırmalarından edindiği sentezle yaklaşan bir sanatçı. Resimleri, şiirleri ve eğitimciliği memleket meselelerine, halkın görsel ve sözel kültürüne odaklı olan Bedri Rahmi, köy ve köye ait bir geleneğin kültürel bir olgu olarak işlenmesi gereken bir öz olduğunu düşünen ilk sanatçılardan biri. Folklorik öğelerin modern sanata yön verebileceğini iddia eden sanatçı, geleneksel öğelerin tümüyle yerel bir duyarlılıkla içselleştirilmesi gerektiğini düşünüyor.

    Son dönem çalışmalarında mitos ve destanları günümüzün moda dergilerindeki ikonik kadın bedenlerinin duruşlarına aktaran, minyatürlerde yer alan figürlerin en önemli organları olan gözü feminist sanatın ilgi alanına taşıyan Selma Gürbüz, sergide son yirmi yıllık birikiminden örnekler sunuyor. Resim, heykel, halı gibi farklı ifade araçlarını tercih eden sanatçı, kimi zaman geleneği poplaştırarak şimdiki zamana taşıyor. Anadolu, Mezopotamya, Hindistan, Japonya, Ortaçağ, Binbir Gece Masalları gibi ağırlıklı olarak Doğu gelenek ve düşüncesinin kök saldığı coğrafyalardan etkiler taşıyan çalışmalarında sanatçı, kendine özgü bir figür geleneği oluşturuyor.

    Sergi için neredeyse otuz yıldır üzerinde düşündüğü ve ürettiği bir alandan seçimler yapan Ergin İnan ise, geleneği bir düş sahnesi olarak bugüne taşıyor. Sergide kümbet ve ikona çalışmalarına uzanan geniş bir seçki sunan Ergin İnan, Doğu coğrafyasını soluyan bir sanatçı olarak Önasya’nın mistik inanç ritüelleri ile ilgilenir, Batı’nın akılcı ve eleştirel form dilinin sınırları içerisinde gezinir, Mesnevi’nin aşk, ışık, beden ve inanç fikri ile Varoluşçuluğun dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasını yan yana getirir. Sanatçı “varlık” ve “kimlik” sorunlarına Batı ve Doğu sanatlarından yaptığı sentez ile bir cevap üretmeye çalışır.

    Doğu-Batı gelenek karşılaşması konusunda resimden fotoğrafa, videodan yerleştirmeye uzanan çoğul bir anlatım dili içerisinde kendine özgü bir dil yaratan Balkan Naci İslimyeli, sergide kırk yıllık üretiminden bir kesit sergiliyor. Gelenekle olan ilişkisini daha çok bir zaman sorunu olarak algılayan sanatçı, sanat yapıtlarını, sadece biçimsel özellikleriyle sınırlamayıp, içine girip değerlendirmesinde tasavvufun yardımcı olduğunu belirtiyor. İslimyeli’nin geleneksel halk sanatından yapıtlarına taşıdığı kimi öğeler, yapıtlarının kavramına yardımcı olan ve kendi belleğinden resmine yansıyan öğeler olmuştur.

    Geleneğin etnografik bir malzeme deposu olarak kullanılmasına karşı çıkan Murat Morova, İslam estetiğinin görsel, sözel ve yazılı bilgisini çağdaş bir yorumla çalışmalarının içine yediriyor. Anadolu coğrafyasında egemen olan İslam estetiğinin, özellikle yeni bir gözle değerlendirilmesi ve yorumlamasından yana olan Morova’nın sergide farklı dönemlerini temsil eden çalışmaları var.

    Geleneksel sanatlardaki motif ve süsleme anlayışını çağdaş bir dille yorumlayan sanatçılardan Ekrem Yalçındağ ise, sergi salonunda 70 metrekarelik bir duvar resmi gerçekleştirdi. Kıl fırçalarla sabırla oluşturduğu resimlerinde tek bir rengin olasılıklarına başvuran sanatçı, İslam süsleme geleneğinin matematiksel düzen ve geometri ile olan ilişkisine de vurgu yapıyor. Osmanlı çini geleneğinde karşımıza çıkan bitkisel motif geleneğinden hareketle ürettiği kompozisyonlarını çağdaş sanattaki renk kavramı ile buluşturan sanatçı, sergi için özel olarak gerçekleştireceği duvar resmi ile de geleneksel sanatın mekânla olan ilişkisine değiniyor

  8. nehir diyor ki:

    Tem Sanat Galerisi, “Bizden ve Onlardan 24” sergisini bu mevsim 15 Şubat – 24 Mart 2010 tarihleri arasında açıyor.
    Tüm güçlüklerine rağmen, gelenek haline getirdiği bu sergilerle dünyanın dört bir köşesinden, üne sahip sanatçıların seçme çalışmalarını bir araya getiren Tem Sanat Galerisi, müzelerin dahi zorlukla yeni yeni yapmaya başladıkları bir kültür hizmetini yirmi dört yıldır yapmanın gururunu, şevkini yaşıyor. Bu sene sergi kapsamının bir özelliği de Besi Cecan’ın otuz seneye yakın zamandır özenle seçip biriktirdiği orijinal baskıresimlerin sergilenmesi olacaktır.

    Sergide Türkiye’den Altan Adalı, Güler Akalan, Alaettin Aksoy, Erdal Alantar, Oktay Anılanmert, Hakkı Anlı, Cihat Aral, Avni Arbaş, Gülden Artun, Mustafa Aslıer, Atilla Atar, Yusuf Ziya Aygen, Aliye Berger, Sabri Berkel, Cihat Burak, Zahit Büyükişleyen, Salih Coşkun, Adnan Çoker, Selçuk Demirel, Gül Derman, Abidin Dino, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Talat Enlil, Devrim Erbil, Mengü Ertel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Fındıkoğlu, Şakir Gökçebağ, Gündüz Gölönü, Mehmet Güler, Selma Gürbüz, Güngör İblikçi, Mehmet Güleryüz, Mürşide İçmeli, İsmail İlhan, Ergin İnan, Kemal İskender, Asım İşler, Ayşegül İzer, Ömer Kaleşi, Fevzi Karakoç, Fethi Kayaalp, Zeki Kocamemi, Emin Koç, Mehmet Koyunoğlu, Erdal Kuruzu, Mustafa Küçüköner, Ali Can Metin, Hayati Misman, Nur Özalp, Hasan Pekmezci, Safa (Behçet Sefa), Gazi Sansoy, Hale Sontaş, Mithat Şen, Süleyman Saim Tekcan, Sema Ilgaz Temel, Fevzi Tüfekçi, Ömer Uluç, Bilgehan Uzuner, Fahrelnissa Zeid’in yapıtları sergileniyor.

    Yurtdışından ise Alexander Calder, Paul Jenkıns (A.B.D.), Hans Hartung, Jürgen Gorg, Ulle Huth, Max Neumann (Almanya), Antonıo Seguı (Arjantin), Hubert Sommerauer (Avusturya), Davoud Emdadıan (Azerbeycan), Pıerre Alechınsky, Pol Bury, René Carcan (Belçika), Arthur Luız Pıza (Brezilya), Chu Teh Chun (Çin), Bernard Allıgand, César Baldaccını, André Bongıbault, Gılou Brıllant, Thıerry Buısson, Erıc Dalbıs, Georges Dussau, Johnny Frıedlander, Henrı Goetz, Alexıs Gorodıne, Abraham Hadad, Erıc Levesque, Anne Marmonıer, André Masson, Jacques Polı, Mıchel Potıer, Pıerre-Yves Tremoıs, Domınıque Vallet (Fransa), Serge Helenon (Guadeloupe), Bram Van Velde (Hollanda), Salvador Dalı, Josep Guınovart, Joan Mıró, Antonı Tapıes (İspanya), Doron Elıa (İsrail), Bengt Lındstrom, Karl Magnus (İsveç), Arthur Aeschbacher, Alberto Gıacomettı (İsviçre), Leonardo Cremonını, Marco Del Re, Rıcardo Lıcata (İtalya), Akı Kuroda, Mıharu Shıota (Japonya), Ladıslav Kıjno (Polonya), Arslan, Yurı Kuper (Rusya), Dado (Yugoslavya), Tasa Charokopou, Florance Chrıstakı, Nıkos Desekopoulos, Alecos Fassıanos, Chrıstos Galtemıs, Gıorgos Mıllıos, Voula Moulou-Doulı, Gıorgos Pallıs, Pıno Pandolfını, Chrıstos Santamourıs, Roubına Sarelakou, Mary Schına, Nıkos Stavrakantonakıs’in (Yunanistan) eserleri izlenecektir.

  9. nehir diyor ki:

    Türk resminin büyük ustalarından; şiirini resim, resmini şiir gibi işleyen Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 30 Adet eseri ‘Sevda ile…’ sergisinde Eskişehirli sanatseverlerle buluşuyor.
    Bedri Rahmi Eyüboğlu, sanatı; Cumhuriyetin yeni kuşaklarına anlatmak için yurdun dört bir yanını dolaşmış, yerel ile evrensel olanı kendine has biçimlerde harmanlamış, zengin potasında eritmiş ve sanat dünyamıza kazandırmıştır.

    21 Eylül 1975’de aramızdan ayrıldığı güne değin resim öğretmenliğini sürdüren, sayısız öğrenci yetiştiren büyük sanatçı; gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında da birçok ürün vermiştir. İnsana ve doğaya aşkın bir tutkuyla sarılan güzel resmeden, yazan, dizelere geçiren, ressam, yazar, şair ve en çok öğretmen büyük ustanın resimleri 11 Kasım – 05 Aralık tarihleri arasında ETO Sanat galerisinde izlenebilir.

  10. nehir diyor ki:

    Denizin ve türkülerin sanatçı oğlu “Ustalara Saygı”da. Resim ve şiirlerinde halk sanatımızın.. geleneğinden beslenen Bedri Rahmi Eyüboğlu için hazırlanan gece, 9 Şubat’ta gerçekleştirilecek.

    Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, 9 Şubat Pazartesi akşamı Bedri Rahmi Eyüboğlu gecesiyle sürecek. Anadolu halk sanatının geleneğinden beslenerek resim ve şiirde kendine özgü bir ekol yaratan usta için hazırlanan gece, saat 20.00’den itibaren Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) takip edilebilecek.

    Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve moderatörlüğünü üstlendiği etkinlikte, ülkemizin yetiştirdiği çok yönlü sanatçılar içinde ilgilendiği her alanda ‘usta’ sıfatını hak etmesiyle ayrılan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dostları söz alacak. Ustanın resminden mozaiklerine, şiirinden yaşam tutkusuna, mavi yolculuklarından dostluklarına uzanan ‘Bedri Rahmi sohbetine'; birlikte çalıştığı Azmi Usta, Doğan Hızlan, Ertan Mesçi, Fikret Otyam, Haşim Nur Gürel, Hıfzı Topuz, Hülya Vurnal İkizgüzel, Ömer Faruk, torunu Rahmi Eyüboğlu ve gelini Hughette Eyüboğlu katılacak. Gecenin sanat ve edebiyat dünyasından izleyicileri de sohbete dahil olacak.

    Anadolu’nun dilinden ve kültüründen beslenerek yarattığı unutulmaz şiirleri edebiyatseverlere armağan eden Bedri Rahmi Eyüboğlu için hazırlanan gecede, tiyatro sanatçıları ustanın sevilen dizelerinden oluşan bir dinleti gerçekleştirecek. Aralarında “Deniz Türküsü”, “İstanbul Destanı”, “Karadut”, “Sevgi Üstüne”, “Sitem”, “Türküler Dolusu”, “Çakıl”, “Can Tükenir”, “Yar Yüreğin Yar”, “Zindanı Taştan Oyarlar”ın da bulunduğu şiirleri; Ayşe Lebriz Berkem, Bertay Ateş, Cemil Büyükdöğerli, Efe Tuncer, Neslihan Arslan ve Tuğçe Tanış yorumlayacak.

    Bedri Rahmi’nin fotoğraflarından bir dia gösterisinin ve sanatçı için hazırlanan belgeselden görüntülerin izleyicilere sunulacağı “Ustalara Saygı”da, Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde bir de sergi açılacak. Sergide, sanatçının oğlu Mehmet Eyüboğlu’nun babasının geleneğinden yola çıkarak yarattığı yazmalar sanatseverlere sunulacak. Mehmet Eyüboğlu da sağlığı elverirse geceye konuk olarak katılacak.

    “Ustalara Saygı” etkinlikleri, 16 Şubat’a Orhan Kemal ile devam edecek…

    Etkinlik: Ustalara Saygı Toplantısı-Bedri Rahmi Eyüboğlu

    Tarih: 9 Şubat 2009 Pazartesi

    Yer: Melih Cevdet Anday Sahnesi- Akatlar Kültür Merkezi

    Saat: 20.00

    Bilgi için:

    Melih Cevdet Anday Sahnesi / (Akatlar Kültür Merkezi): 0 212 351 93 84

  11. nehir diyor ki:

    Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu orjinal resimleri ve Mehmet Hamdi Eyüboğlu ‘nun ürettiği Kalamış Yazmaları Uzun yıllar sonra Bodrum’da Trança Sanat galerisinde sergilenecek. 19 Eylül tarihinde açılacak sergi 6 Ekim akşamına dek sürecek. Trança Sanat Galerisi hergün 10.30-12.00 saatleri arasında gezilebilir.

    Türk resminin en önemli ustalarından Bedri Rahmi Eyüboğlu, Türk resmine büyük yenilikler getirmiş,evrensel sanatlara yerel olanla, yöresel olanla yaklaşmaya çalışmış bunda da çok başarılı olmuş bir sanatçımızdır. Anadolu motiflerinden,gündelik halk yaşamından kesitler alan sanatçı, resimlerinde; Anadolu gelinleri, emziren analar, balıklar, balıkçılar kısacası yaşadığı ya da tanıklık ettiği ne varsa herşeyi resminin konusu yapmış büyük bir ustadır.Bedri Rahmi halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmüştür.. Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır. Minyatürlerden de esinlenmiştir. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. Ancak, yalnızca motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme araştırmalarına da girmiştir. Çeşitli teknikleri deneyerek gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş, kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle birlikte de yürütmüştür.

    EREN EYÜBOĞLU resimlerinde eşi Bedri Rahmi’nin sanatından etkilenerek daha renkçi ve yöresel resim anlayışına yöneldi. Anadolu gezilerinde ve özellikle Bursa yöresinde eldığı esinlerle, yöre yaşamını ve halk motiflerini, duyarlı bir anlatım içinde yansıttı. Renge yönelmiş olmakla beraber biçimin hakim etkisini ve kompozisyona genel kimliğini kazandıran yapısal yorumunu ihmal etmedi.Özellikle Türk kadın figürlerinin gruplar halinde işlelndiği resimlerinde kendine özgü bir üslup geliştirdi.

    Mehmet Hamdi Eyüboğlu Babası Bedri Rahmi ve annesi Eren Eyüboğlu’nun tahta kalıplarını bulup tekrar hayata geçirmiş,kendi de çeşitli kalıplar üreterek yamacılık sanatını ve yazıcılık tekniklerini geliştirmiş, endi atölyesini ve sanatçı ekibini kurarak bugünkü Kalamış Yazmaları serisini, oluşturmuştur. ehmet Eyüboğlu azmalar için şunları söylüyor: ”Motiflerimizin gönüllere girme, akılda kalma, insanları mutlu etme, onlara neşe, yaşama sevinci verme özellikleri var. Evrensellikleri var. Bizim motiflerin yayılma özellikleri var. İşte ben buna inandığım için yazmacı oldum. Buna ikna olduğum için çok özen gösteriyorum tezgahıma… “Bugün buradaysa” diyorum “bizim yazmalar, yarın Çin’dedir.” Ve benim yediveren ustalarım, annem babam yüreğimin taa içindedir. Onlara olan sonsuz sevgim, saygım, mesleğe olan aşkım, beni ayakta tutuyor. Ustalarıma olan sevgiyle eriyip yok olasım geliyor.”

    Trança Sanat Galerisi bu büyük sanatçıları Bodrumlularla ve sanatseverlerle buluşturacak,sanatçıların orjinal resimleri ve renk renk ,cıvıl cıvıl kalamış yazmaları aynı galeride görülebilecek…

    19 Eylül tarihinde saat 19.00 da açılacak sergi 6 Ekim akşamına dek sürecek.
    Trança Sanat Galerisi hergün 10.30-12.00 saatleri arasında gezilebilir.

    Trança Sanat Galerisi
    Cumhuriyet Caddesi
    No 36 Bodrum
    tel: 0252 316 66 10 -0252 3166716

Yorumunuzla katkıda bulunun

 



 
(Lütfen resimde görülen ifadeyi, büyük-küçük harfe dikkat ederek, yandaki kutuya yazınız!)