Ezel Akay

Film Arası Dergisi, Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul’un aile filmlerinin destekleneceği yönündeki açıklamasıyla başlayan tartışmayı Sinema Meclisi’ne taşıdı. Yönetmenler Ezel Akay, İsmail Güneş ve Atalay Taşdiken ile oyuncu Selda Alkor ve eleştirmen Sadi Çilingir, tartışmayı yorumladı.

 

Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul, bir süre önce bir açıklama yapmış, Kültür Bakanlığı’nın diğer filmlere olan desteğini devam ettireceğini ancak aile filmlerine ayrı bir fon oluşturacaklarını söylemişti. Daha sonra bir grup sinemacı hazırladıkları bir bildiriyle Erkul’u sert bir dille eleştirmiş, bir kısım sinemacı da Erkul’un açıklamalarına destek vermişti. Film Arası Sinema Dergisi, Şubat sayısında hazırladığı bir dosyayla tartışmayı sinema sektörünün önemli isimlerine sordu. Ayşe Şahinboy Doğan’ın hazırladığı Sinema Meclisi’nde Yönetmenler Ezel Akay, İsmail Güneş ve Atalay Taşdiken ile oyuncu Selda Alkor ve sinema yazarı Sadi Çilingir, konuyla ilgili görüş bildirdi.

 

EZEL AKAY: ‘ÇÜNKÜ AİLE FİLMİ DİYE BİR ŞEY YOK DÜNYADA’

Devlet böyle projelerle ilgilenmemeli. Çünkü aile filmi diye bir şey yok dünyada. Aileler salonlara gidiyorlar zaten. Mesela devlet, bilet fiyatlarının yarı yarıya indirilmesini sağlarsa bütün aileler salonlara gider. Vergilerde bu düzenlemede el atılması gereken diğer bir nokta… O zaman cümbür cemaat sinemaya gidilir. Hatta 5 bilet alana özel indirim verirseniz aileler sinemaya gider. Ailelerin sinemaya mı gitmesini istiyorlar, yoksa ailelerin sinemaya gidip eğitim almasını mı istiyorlar. Eğitim almasını istiyorlarsa kimse sinemaya gitmez. Dolayısıyla boş bir proje… İnsanları sinemaya çekecek ayarlamalar yapmaları lazım. Çünkü sinemaya çok sık gidince insanlar, bol miktarda çeşitli filmlerle karşılaşacaklar. Kimisinden nefret edecekler, kimisine âşık olacaklar, kimisi onların politik görüşlerine ahlak anlayışlarına hiç uymayacak, kimisi de cuk oturacak.

 

OYUNCU SELDA ALKOR: ‘AYRIM YAPMAK DOĞRU OLMAZ’

Aile filmi diye bir ayrım olamaz. Film filmdir ve eserdir. Ortaya çıkar, bunu isteyen seyreder istemeyen seyretmez. Zaman değişti o kadar çok sene geçti ki artık o yazlık sinemaların olduğu dönemden. Ben 46 yıldır bu piyasadayım. İlk girdiğimde 18 yaşında bir genç kızdım. O günden bu güne çok şey değişti. Tabi ki şimdi belki yıllar öncesinde olması gereken sinema ve sinemadaki şartlar bugün yapılmaya başlandı. Dolayısıyla böyle bir ayrım yapılamaz. Sanat filmi, ticari film diye ayrı ayrı bir şeyler yapalım demek doğru olmaz.

 

İSMAİL GÜNEŞ: ‘DEVLET VATANDAŞINI EĞİTMEK İÇİN SİNEMAYI KULLANMALIDIR’

Bu ayrılacak bütçe mevcut bütçeden ise yanlış olur ve sektörden tepki görür. Eğer ayrı bir bütçe ayrılacaksa Devlet kendi vatandaşını eğitme noktasında sinemayı kullanabilir. Kullanmalıdır diye düşünüyorum. Nasıl ki herhangi bir ahlaki sansüre uğramadan filmlerin yapımı desteklenebiliyorsa, belli bir evrensel ahlak ölçüleri içindeki film projeleri de desteklenebilir. Bu desteklerin de kimseyi rahatsız etmemesi gerekir. Seyircinin sinemadan kaçmasının temel nedenlerinden biri olarak küfür, argo, cinsellik gibi unsurların sakınımsız kullanılmasını gösterebiliriz. Ama asıl aileyi sinema salonlarından koparan durum, içeriğinde fevkalade kötü ve pespaye sahnelerin bulunduğu pornografik filmler olmuştur. Maalesef bu durum 12 Eylül sonrası gerçekleşmiştir. Daha sonraki yıllarda da yönetmen sineması dediğimiz filmler halkın ezberine göre filmler olmadığı için de halk sinema salonlarından uzaklaşmıştır. Bugünlerde ise her gün nerdeyse bir sinema filmi süresinde yayınlanan televizyon dizileri halkın sinema açlığını doyuruyor ve bu durum sinemanın aleyhine sürüp gidiyor. Ailecek izlenecek film nedir dersek, bu sorunun cevabı her ailenin ahlak meselesine yaklaşımıyla cevaplanabilir. Eğer ahlaki değerleriniz genişletilmiş bir anlayıştaysa başka bir cevap bulur, daha daraltılmış değerler içeren bir ahlak yapısı içerisindeyse ailenin yapısı başka bir cevap bulur. Bence devlet destek olacaksa nasıl olursa olsun derim. Yeter ki devlet sanata destek olsun da ne şartta olursa olsun. Sadece bu durumu sansüre çevirmesin.

ATALAY TAŞDİKEN: ‘AİLECEK DİZİ İZLENİYOR ARTIK’

Öncelikle şunu sorgulamak gerekir diye düşünüyorum. Bakanlık sinema desteğinde kıstası neye göre belirleyecek? Çok izlenen popüler işler yapmak mı? Yoksa Uluslar arası kültürel tanıtıma katkı sağlamak mı? Bunun adı net koyulursa herkes yolunu ona göre belirler diye düşünüyorum. Ailecek izlenecek filmler zaten üretiliyor bildiğim kadarıyla. Ama toplumsal meselelerin sözcüsü olacak sinemacıların da böylesine sınırlandırılmasına karşıyım. Yeşilçam dönemi ile bugün arasında ben artık hiç benzerlik görmüyorum. Sinema seyircisi değişti. Ailecek dizi izleniyor artık. Sözü edilen filmlerin bile ‘aileleri’ yeniden salona sokacağını düşünmüyorum maalesef. Her gün onlarca alternatifi olan bir anne-baba artık sinema ihtiyacı hissetmiyor. İster istemez sinema bireysel bir seyirciye hitap eder oldu. Çünkü bir filme gitmek aynı zamanda bir aksiyon gerektirir. Sözleşmek, buluşmak, yola çıkmak, ulaşmak… Bütçe den anlamam. Popüler sinemanın desteğe ihtiyacı var mı? Onu da bilemem. Ama seyirci sadece tek koşulda artar. Nitelikli filmlerin sayısının artmasıyla. Nitelikten kastım, aile vs değildir. Elbette sözü edilen filmler de olmalıdır. Ama siparişle yapılacak işlerin nitelikli olmasını bekleyemeyiz.

 

SADİ ÇİLİNGİR: ‘SAMİMİLERSE BU PROJEYİ DESTEKLERİM’

Bir zamanlar Yeşilçam sinemasının yüzlercesini ürettiği romantik, aşk, dram ve komedi türü filmlerin günümüzdeki yansımasını TV dizilerinde görüyoruz. Bu dizilerin de toplumdan aşırı rağbet görmesi nedeniyle aileler tamamen dizi seyrine yöneldi. O nedenle sinema mecburen muhtelif konulara el atmaya başladı. Neticede sinema da ticari bir olay, talep neyse onu arz etmeye başladı. Tasvip edilmese de içinde sinemada küfür, argo, cinsellik ve şiddet barındıran filmler ilgi görünce o türde filmler yapılmaya başladı. ‘Recep İvedik’ ve ‘Kurtlar Vadisi’ filmleri bu türden filmlerdir. Tabi arada ‘Babam ve Oğlum’, ‘Dondurmam Gaymak’ gibi toplum ve aile hayatını gerçekte olduğu gibi sevgi dolu ve duygusal şekilde işleyen filmler de zaman zaman büyük ilgi görüyor. Yapılacak bütçe çalışması ifade edildiği gibiyse çok olumlu buluyorum. Tabi ki bu desteğin herhangi bir kesime, bölgeye veya guruba yönelik konuları işleyen filmlere değil de bahsettiğimiz gibi toplumumuzun tümünü kapsayan aile değerlerine yönelik filmlere verilmesi sinemamızın film üretiminde çeşitliliğe sebep olacaktır. Keza destek alacak olan filmlerin arzulanan maddi ve manevi neticeye ulaşması halinde süreklilik açısından aynı yapımcılara desteğin sürdürülmesi gerekir. Belki de böylece ailenin sinema filmlerine ilgisi arttırıldığı gibi her sinema sezonunda onlarca -şöyle diyeyim- ‘Arzu Film ekolü’ filmlerin yapılması yeni sinema seyircileri yaratılmasına da sebep olabilir.

Anahtar Kelimeler

 
 

0 Yorum

İlk yorum yapan siz olabilirsiniz.

Yorumunuzla katkıda bulunun

 



 
(Lütfen resimde görülen ifadeyi, büyük-küçük harfe dikkat ederek, yandaki kutuya yazınız!)