Geceleri Ağlayan Fuzûli
Fuzûlî’ye ait, bizde de epeyi yorumlanan “Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?” parçasını, pek çok kişi yorumladı. Pek bilinmeyen Azeri şarkı(mahnı)cı ve opera sanatçısı olan Shovkat Alakbarova’dan dinlerken de keyif alabilirsiniz. Ayrıca Arzular mahnısı da yine dinlenilesi parçalar arasındadır.
Gazelde belirttiğim bölümü yorumlamadan önce gazelin tamamını vermek istiyorum.
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı
Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Fuzûlî
Üzerinde durmak istediğim beyit, Fuzûlî’nin de şiiri yazmasını tetikleyen ilk beyit.
“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı” bu dizede sanırım herkesçe anlaşılabilecek bir bağlam zenginliği fark ediliyordur fakat “Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı” dizesini biraz açmak istiyorum.
Fuzûlî öyle âhlar çeker olmuş ki âhları felekleri yakar olmuş. Burada bilinmesi gereken kelimelerden biridir felek. Felek, anlamlarından biri de “gökyüzü” demek. Evet, şimdi bu kısmı tekrar gözden geçirelim ve Fuzûlî’nin çektiği âhların neyi yaktığını daha iyi kavrayalım. Sonrasındaki kelimler ise murâdım ve şem kelimeleri. Murâd: İstek, Dilek, İstenerek, ümid ederek beklenen anlamlarına gelir. Sonrasındaki şem ise, Mum, Işık demek. (Şems ise güneş anlamına gelir.) Evet, şimdi yeniden bakalım.
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
Şimdi ilk dizeden itibaren değerlendirirsek; yâr, öyle acımasız gibi görünmektedir ki Fuzûlî’nin usanan cânına hiç de oralı olmamakta, varsın yansın demektedir. Fuzûlî de buna hazırdır elbette; fakat ikinci dizeye geçip şöyle devam eder Fuzûlî: O yâr için çektiğim âhlar gökyüzünü bile ateşe verip cayır cayır yaktı. Burada yan bağlam olarak aydınlattı mesajı verilir. Aydınlattı çünki âhın çekildiği vakit gece vaktidir. Bu âhın gece çekildiğinin mesajı çok kapalı verilir. Çünkü gündüz, gözler önünde yâr için kimse âh etmez. Bu, gündüz gören/görebilen gözden kaçınılması gereken bir noktadır. Âşık kişi derdinin/âhın kaynağının ne olduğunu ele vermemek için gündüzleri âh edip, vâh edip ağlamaz. Bu iş gözlerden ırak ve gece vakitlerinde yapılır. Diğer türlü sevilen kişiye saygısızlık olur. İşte Fuzûlî bu prensiple geceyi bekler ve geceleri çektiği âhın gökleri bile yaktığını, aydınlattığını ama umutla beklediği ışığın bir türlü yanmadığını belirterek inceden inceye sitem eder. Bu sitem elbette ince bir sitem olmalıdır. Aksi takdirde diğer türlü yine sevdiğine saygısızlık etmiş, ona olan gerçek sevgisini gösterememiş olacaktır.
Ömer Saylık Davutoğlu
Kasım 2009

(2 üye SİZİN MANŞETİNİZ için önerdi. Siz de önermek istiyorsanız, kalbe tıklayınız!)
Tweet This
Share on Facebook
Digg This
Save to delicious
Stumble it
RSS Feed
İlgili Tüm Yazılar İçin Etiketlere Tıklayınız: fuzuli