Bunu Ben de Yaparım

excite the other_burcu yagcioglu

excite the other_burcu yagcioglu

C.A.M. Galeri 12-30 Eylül tarihleri arasında Murat Germen, Aras Seddigh, Sevim Sancaktar, Mehmet Ali Boran, Fatih Tan ve Burcu Yağcıoğlu’ nun katıldığı, küratörlüğünü Emre Zeytinoğlu’nun üstlendiği  “Bunu Ben de Yaparım” adlı bir sergiyi izleyicilere sunuyor.

Sanat dünyasında BBDY akımı olarak dile getirilen bu deyiş Kenan Evren’in Picasso karşısında “bunu ben de yaparım” demesi ile halk arasında iyice yerleşmiş, Adalet Cingöz’ ün bir köşe yazısında da belirttiği gibi gazeteci Hıncal Uluç’ un bir zamanlar sıkça yaptığı sanat kritiklerinde baş köşeye oturmuştu. Halk arasında özellikle kavramı ağır, zenaati hafif eserler karşısında aldığı tavrın dile getirilişi olan ve herkes tarafından çok iyi bilinen bu tabir başka bir alanda başka bir anlamda kullanılıyor.

“Bunu ben de yaparım” tümcesi, elbette bir küçümsemeyi ya da bir önemsizleştirmeyi işaret eden bir dil klişesidir. Bu tümceyi kullanan kişinin bir “şey”e yönelik aşağılayıcı tavrı, ona bu dil klişesini kullanmak adına bir olanak verir. O “şey” duygusal incelik, derin bilgi, yetenek ya da deneyim vb. gerektiren bir nitelikten o kadar uzaktır ki kişi bunu söylemeden duramaz. Bununla birlikte kişi, bu tümce sırasında şunu da vurgulamış olur: Demek ki o “şey”, onun karşısına iddialı bir biçimde çıkmış (ya da çıkartılmış), meşruluğunu çoktan, tartışılmaz olarak ilân etmiştir. Kişinin tümcesi, bir karşı-iddiadır.

Bir “şey”i küçümsemek ya da önemsizleştirmek için, ayrıca ona karşı bir iddia geliştirebilmek için, o “şey”in peşinen bu meşruluk iddiasını üstlenmesi gerekir. Çünkü aksi halde, böyle bir iddia taşımayan bir “şey” hakkında “bunu ben de yaparım” tümcesini kullanmanın bir anlamı yoktur. Sanatın en ilginç değişim süreçleri “bunu ben de yaparım” tümcesinin ardından, uygulamaya geçildiği anlarda gerçekleşmiştir; tasarım, mimari, felsefe ve hatta siyaset de böyledir. Bu süreç madem ki meşruluklara karşı, alanın dışından ve kişinin tüm yetersizlikleri çerçevesinde bir karşı-iddiadır, vahşi bir saldırıdır; o halde devreye girecek olan, meşruluk taşımayan, ama tam anlamıyla o “şey” ile ilgili bir yeniden-yapımdır: Artık o “şey” olmayan, ama tam da o “şey” ile ilgili yeni bir “şey”: Sanat olmaksızın sanat, tasarım olmaksızın tasarım, mimari olmaksızın mimari, felsefe olmaksızın felsefe, siyaset olmaksızın siyaset…

Tarihte sanat, tasarım, mimari ve felsefe sayılmayan pek çok şeyin, süreçler boyunca meşruluklardan kurtulma yönünde kat ettiği yolları, metinler apaçık biçimde ortaya koyuyor. Siyaset örneği ise pratiğin en belirgin haliyle bugün karşımızda durmakta: “Apolitik gençliğin-politiği”… Tüm bunların, “bunu ben de yaparım” tümcesinden hemen sonra doğduğundan ve “eski”yi (kanonları, azizleri ve onların taşlaşmış meşruluklarını) açmaza düşüren farklı bir “kişisel dil” taşıdığından hiç kimse şüphe duymasın; ömürleri ise bir başkasının “bunu ben de yaparım” tümcesini kullanıncaya kadar sürecek.

Saygılarımızla,

C.A.M Galeri

Yorum Yapın

Yorum yapmak için buradan giriş yapmalısınız.