Suat Şenocak ile “Camcı/Adı Aşk Bu Eziyetin” filmi söyleşisi (Güney SOLAK)
Bursa’da İnsanat derneği bünyesinde, yönetmenliğini Suat Şenocak’ın yaptığı ve bir Bursaspor taraftarının yaşadıklarını anlatan, Camcı/ Adı Aşk Bu Eziyetin isimli uzun metrajlı bir film çekiliyor. Filmin yönetmeni Suat Şenocak aynı zamanda kurucusu olduğu 16 mm sinema atölyesi ve insanat derneği bünyesinde yıllardır, Bursa’da sinema sevgisini aşlamak ve sinemayı geliştirmek için mücadele veriyor. Bu anlamda birçok kısa filme ve belgesel filme imza atan Şenocak’ın aynı zamanda Bursa’da kurmuş olduğu sinema atölyesinde birçok sinema severin eğitilmesinde de ciddi katkıları bulunuyor.
Aynı zamanda serbest gazetecilik de yapan Suat ŞENOCAK, Mültecilerin yaşantılarını özetlediği ve insanların mülteci olma nedenlerini irdelediği 60 dakikalık Gölge Adamlar adli belgeseli ve kitabı da blunmaktadır.
Suat Şenocak ile 2009 yılının Eylül ayından bu yana çekimlerini sürdürdüğü Camcı/Adı Aşk Bu Eziyetin adlı filmi üzerine kısa bir röportaj yaptık.
1) Bize Camcı filminin konusundan biraz bahsedebilir misiniz?
-Bu proje Türk sinemasında futbol taraftarı olma pskolojisini sosyolojik olarak ele alan ilk film olma özelliği taşıyor. Camcı kalfası Metin’in eşi (ailesi), ustası ve tribündeki arkadaşlarıyla olan dialoğunu, bir takım gerçek olaylardan yola çıkarak hazırladığımız özgün senaryo ile beyaz perdeye aktarmaya çalışıyoruz. Dünya sinemasında benzerleri pek fazla olmamakla beraber Türkiye’de türünün ilk örneği olacak. Tabi filmi tamamlayıp sinemalarda gösterilecek düzeye getirebilirsek. Çünkü hiç bir yerden projeye gerekli desteği bulamadık. Özellikle de maddi anlamda. Bu da koşullarımızı çok zorladı. Eğer bu filmi izleyici ile buluşursa, ki bunun için çabalıyoruz. inanılmaz bir mmcize gerçekleştirmiş olacağız. Bu yüzden artık mucizelere inanıyorum(!)
2) Filmin Bursa için özel bir önemi var bize bundan biraz bahsedebilir misiniz?
-Sadece Bursa için değil tüm Türkiye için önemli. Hatta futbolun popüler olduğu tüm ülkeler için de ayrı bir önemi var. Film taraftar olma psikolojisi üzerine odaklandı. Bursaspor taraftarı bunun için iyi bir örnek. Başarısı olmayan bir takıma duyulan karşılıksız bir tutku söz konusu ki, bunu tam olarak anlatmak çok zor. Bursaspor’un da tarihinde somut bir başarısı yok ama tribünler her maçta tıka basa dolu. (adı aşk Bu Eziyetin tanımlaması o yzüden cuk oturuyor bu taraftarın tutkusuna. Zaten onların sloganı. Gerçi şimdi her şey iyi gidiyor, takım da çok iyi sonuçlar alıyor ama şampiyonluk hala ütopik bir başarı tüm yeşil beyazlı taraftarlar için, en büyük hayalleri bu. Ve bir Bursasporlu olarak benim için de büyük bir hayal elbet. Bu film çekilir de sinemalarda, ulusal ve uluslaararası festivalerde de gösterilirse Bursa’nın, Bursaspor’un tanıtımı için ne büyük bir fırsat doğacağını kestirmek güç olmasa gerek.
3) Filmin çekimlerine “sıfır” bütçe ile başlandı. Kendi kaynaklarınız dışında destek ne derece destek bulabiliyorsunuz?
-Desteği geçtik, köstek olamsınlar yeter bize. Şaka bi yana, ne yazık ki Bursa kenti beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Destek sözü verenler ne yazık ki, krizi bahane göstererek verdikleri sözleri yerine getirmediler. Biz olmayan bütçeyle, “imece usuluyle” filmin 70 küsür dakikalık kaba kurgusunu tamamladık. ancak çekmemzi gereken 40-50 dakkalık filmin en önemli sahneleri için acilen paraya ihtiyacımız var ama bulamıyoruz. (kim kaybetmiş ki biz bulalım
) Bakalım filmin kalan kısmını nasıl çekecez, hiçbir fikrim yok doğrusu. Tabi bu arada bize ayni destek sağlayanlar da yok diyemeyiz. Ameliyat sahneleri için bize yardımcı olan Bursa Acıbadem Hastanesi bunlardan biri, TURSAB Başkanı Mehmet Akkuş’un bir ay kadar bize bir araç tahsis ettiğini, Çarşı Divan Lokantası’nın çekimler için kumanya gönderdiğini, Umutspor’un kostüm için eşortman sağladığını, Dr. Ceyhun İrgil’in inanılmaz bir manevi destekte bulunduğunu da unutmadık. Ve elbette başrolleri üstlenen Bursa BŞ Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun oyuncuları başta Günay Güney, Altuğ Görgü ve Murat Liman ile eşi Didem Hun Liman olmak üzere Bülent Uçar, Burhan Narınç ile Eren Topçak’ın büyük bir fedakarlıkla gelip projeye sahip çıkmalarını da gözardı edemem. Onlar olmasaydı bu film yapılamazdı. Amatör bir ruh ile profesyonel işçilik çıkarmaya çalışıyoruz. Olanaklarımız pek yeterli olmamakla beraber, iyi iş çıkarttığımızı söyleyebilirim. Bunda görüntü yönetmenliğini üstlenen Şener Nikbay ile asistanlığımı yapan İsmail Dalgıç’ın payı büyük. (İsmail askere gidecek bundan sonra ne halt edecem bilmem valla)
4) Filmin çekimleri nasıl ilerliyor ? Filmi ne zaman tamamlamayı hedefliyorsunuz?
-Fırsat buldukça gidip ara sahneleri çekiyoruz. Ddeiğim gibi çekmemiz gereken çok önemli sahneler var ama paramız yok ne yazık ki, o nedenle onları, geleceğini hayal ettiğimiz paranın bizi bulacğı zaman çekecez. Ama çekecez, şöyle ya da böyle bu film bitecek. Zira iyi bir öykümüz var, samimi ve içten bir film olacak. Bu da bize avantaj sağlıyor. Sıfıra yakın bir bütçe ile projeyi tamamlarsak, o zaman bir çok kişinin suratına filmi vurma hakkını da elde etmiş olacaz ki, bizim için en büyük ödül o olacak! Marifet uçuk bütçeyle film yapmak değil. Bazıları hava atıyor, “cık cık… şu kadar para harcadık, şunlarla, şöyle çektik, bilmem ne getirdik, uçurduk, hoplattık, felan fişmekan…” Marifet parasız, bütçesiz film yapmak, sıkıyorsa böyle film çekin. Ama nerde o yürek onlarda(!)
5) Son olarak Camcı ve İnSanat Derneği ile ilgili söylemek istediğiniz birşey var mı?
-Camcı özel bir film olacak. Vizyona girdikten sonra kim gider izler bilmiyorum. Ama gidenler hem bir taraftarın çektiği eziyeti, hem de bizim emeğimizi görecekler, bu filmin her karesinde, her zerresinde, hayal var, umut var, emek, alınteri hatta gözyaşı ve kan bile var… (filmi çekerken oramızı buramızı kestik, deldik, kırdık da…
İnSanat Derneği, 16mm Sinema Atölyesi Bursa’da film üreten, üretirken de bildiklerini meraklılarla paylaşmaya çalışan sivil toplum örgütüdür; hiçbir vakıf, dernek, parti ya da kuruluşla ilgisi yoktur. Tek ideolojisi sanat ve sinema yapmaktır. Ama günümzde bîtaraf değil, taraf olmak gerek ki, birileri destek olsun. Biz bîtaraf olmaktan mutluyuz. Eğer birilerinin, bir ideolojinin güdümüne girerseniz (o ideolojinin adı ne olursa olsun hiç farketmez) o zaman o ideoloji sizi kendine benzetmeye başlar ki, sanat sanat olmaktan çıkar. Sanat her ideolojiye yakın, bir o kadar da uzak olmalı. Biz İnSanat olarak bu doğrultu ve ilkede var olmaya çalışıyoruz. İŞimiz zor, ama kolay olsaydı herkes yapardı. Zoru başarmak güzel olan değil mi?
Söyleşi: Güney Solak

(7 üye SİZİN MANŞETİNİZ için önerdi. Siz de önermek istiyorsanız, kalbe tıklayınız!)
Tweet This
Share on Facebook
Digg This
Save to delicious
Stumble it
RSS Feed
İlgili Tüm Yazılar İçin Etiketlere Tıklayınız: camcı adı aşk bu eziyetin, güney solak, suat şenocak