Sürek Avı (Necip YEŞILTEPE)

(SİZİN MANŞETİNİZ'e önermek için kalbe tıklayınız!)

unsal_bahtiyar_afisGerçek sanatçı bir avcıdır. Sözünü ettiğimiz av türü oltayı suya bırakıp saatlerce suya bakmak ve tesadüfen yeme vuracak avı beklemek değildir. “Sanat bir Sürek Avıdır”.

Bugünün gerçek sanatçısı ve onun üretme çabasında olduğu gerçek sanat eseri, alışılmıştan farklı bakış açısı, farklı düşünce boyutu, bilinç, sorumluluk istiyor. Yapılmışların tekrarına duyulan tepki geçmişe nazaran daha şiddetlendi. Geleceğe ışık tutacak, geçmişi ve bugünü tartacak-değerlendirecek modern sanatçı sokaktaki insandan daha duyarlı, daha uyanık, daha heyecanlı, daha farklı ve ayrıcalıklı bir insan tipidir. Bu farklılığı yaratacak olan sanatçının dış görünüşü, saçı, giysisi, dili değil iç dünyaya yaptığı yolculuklardır. Bu maceralı yolculuk boyunca sanatçı sürekli bilinenden daha yeniyi, daha farklıyı arayacak, izleyenlerine yeni yorumlar önerecek, yeni ve farklı kavramlar getirecek, yeni açılar, yeni yollar açacak, bir bilim adamından farksız olarak sürekli araştıracak, bulacak, bulduklarını tesbit edecek, sanatsevere teslim edecek, sonra tekrar yola koyulacaktır. Durmadan yolculuk, durmadan av, sürekli av…

Sanatın olmazsa olmazlarından estetik zaman içinde objektivizmden subjektivizme kaydı. Sanatçı gördükleri ile hesaplaşma içine girdi, her birini daha yoğun hissetmeye, onlarla bütünleşmeye, ruhsal iletişim kurmaya başladı. Algıladıklarından hareketle de içine girdiği dürtü ile eserlerine soyutlama, farklı ifade ve yorum getirmeye başladı. Öncül kaygısı alışageldiği klasik anlamdaki estetikten çıktı. Estetiğe de modern yorum hatta yorumlar getirdi. Baktıklarına iç gözleriyle bakmaya başladı. İç gözleriyle gördüklerini, hissettiklerini, yorumladıklarını dışarıya soyutlama yoluyla aktarmaya başladı. Bu noktadan sonra artık devreye kavram değişikliği girmiştir. Modern sanatçının ürettiğine dünya gözüyle, doğa yasalarıyla bakmaya devam ederseniz anlayamazsınız, önce yeni yasaları tanımak ve alışmak durumundasınız, bunlar soyut sanat dünyasının yasalarıdır.

İnsanoğlu savaş-yıkım-yoksulluk-doğal afet dönemlerinde yoğun korku içine girmiş saklanacak bir çatı altı aramıştır. Bu çatı çoğunlukla içe dönüş, bilinmeze, korkulana yakarma veya sanat yoluyla duygularını-beklentilerini ifade etme olmuştur. Halı dokuyan genç kız için de, hayali uzaylılar ve uzay araçları çizen için de, kan içen vampir masalları yazan için de, sanat eseri üreten sanatçı için de özdeki nedenler benzerdir. Korkulanı-bilinmezi içgüdüsel betimleme, soyutlama yoluyla, kendisi çizdiği ve ürettiği için korkmasına gerek kalmayacak hatta hayranı olacaktır. Bilinmeze kendi yüklediği biçim ve anlam, içinden çıkabileceği, çözümleyebileceği, benimseyebileceği, sığınabileceği, enerji çekebileceği bir nesneye dönüşmüş olacaktır. Fiziksel boyuttaki geometrik düzen ve altın oran arayışının getirdiği huzura, tinsel boyutta başka oranları, gizleri katacak ve alıştıkça onlarda da huzuru bulacaktır.

Her sanatçının sanatseverlere sorumluluğu olduğu gibi diğer sanatçılara, koleksiyonerlere ve sanat profesyonellerine karşı da ciddi sorumlulukları vardır. Sanatın insana vermek zorunda olduğu yaşama sevinci, özgürlük duygusu, heyecan duygusu vardır. Bunları sanattan elde ettiğini hisseden sanat izleyicisi zaman içinde sanat koleksiyoncusuna dönüşecektir. Beğendiği sanatçıların eserlerine sahip olmak, o eserlerle yaşamayı istemek anlamındaki koleksiyonculuğun motorunun adı tutkudur. Sanatçının ödevi sanatseverin sanata, yaşama, doğaya, bitkiye, hayvana, insana daha tutkulu olmasına katkıda bulunmaktır. Sanat yaparken sanatçının kendisini insandan, insanlıktan, doğadan, dünyadan soyutlaması mümkün değildir. Hepimizin ortak sorumluluğu dünyayı daha yaşanılabilir kılmaktır.
“Ünsal Bahtiyar”.. “bir Sürek Avcısı”.
Necip Yeşiltepe 2010

ilgili son 5 yazı:

İlgili Tüm Yazılar İçin Etiketlere Tıklayınız: , ,