Gültekin Serbest’in “Galata’nın Dili Olsa” sergisi Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde açıldı
Ekspresif, dışavurumcu, renkçi ve soyut anlayışları ile bilinen sanatçılar Gauguin, Gustav Climt, Van Goah gibi sanatçıların etkisinde kalarak, daha fantastik ve daha sürrealist bir yorumla ve değişik simgeler kullanarak 30 yıldır ürettiği resimlerle tanınan Kosova Prizren kökenli Gültekin Serbest’in “galata’nın dile olsa..” konulu resim sergisi, Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde açıldı.
Çok kalabalık bir davetli gurubu ile, Derya Saatçioğlu, Gür Dalkıran, Mine Gençtürk, Cemal Ersöz, Işıl Yaykır, Mehmet Kıyat, Alev Akseki, Habib Aydoğdu, Nur Gökbulut, Hülya Sezgin, Svetlana İnaç, Akife Meral Dekeli, Nadide Gürcüoğlu, Mehmet Emin Özer, Hasan ve Şükran Pekmezci, Zeliha Doğan Yeşil, Muhteber ve Yusuf Demirtaş, Yaşar Durak, Semra Sancak, Feyha Özsoy, Ayşegül Yarar, Melahat Toraman, Saadet ve Sami Gözde, Celal Binzet, Gül Seyrekbasan, Emel Özgen Seyrantepe, Reva Kabael, Nazlı Er, Figen Rutkay, Seher Becer, Funda İyice, Güneş Şahin, Orhan Gürel, Hülya Koloğlu, Uğur Çalışkan, Firdevsi Feyzullah, Ferman Aydın, Mustafa Ayaz gibi sanatçılar ile İlk Kıvılcım Gazatesi Genel Yayın Yönetmeni Selim Kaynak’ın da hazır bulunduğu sergi, sanatçılar ve sanatseverlerden tam not aldı.
Sanatçının eski harflerle “Allah” levhalarının yanı sıra, resimlerdeki tarihi, çelişkileri, güzellikleri, uluslararası simgeleri ve renkleriyle İstanbul’u yeniden yorumlaması, özellikle İstanbul’u 3 tarihi eserle Kızkulesi, Galata ve Beyazıt kuleleriyle simgeleştirmesi, sanat ve turizm camiasında oldukça büyük takdir topladı.
Muz yaprakları beni çok etkiledi
“Ben profesyonel resim yapmaya başladığım zaman; ilk olarak belki Türkiye’de ilk defa muz ağaçlarını, muz yapraklarını resme konu aldım. Onlar beni çok etkiledi.
Daha sonra beni biçim ve form olarak çok etkileyen bir bitki olan ayçiçeklerine ciddi bir dönüş ve ayçiçekleri ile ilgili araştırmalar yaptım. Ayçiçeği bana inanılmaz heyecenlar verdi; çünkü biçim ve form olarak muzdan sonra beni çok etkiledi. Üretken, doğurgan inanılmaz safhaları olan yani çiçek olmasından tutunda, kuruyup o çekirdeğini verdiği safhaya kadar sekiz on safhası olan ve her safhasında çok güzel, çok estetik form yaratan bir bitki. Onlardan etkilendim, uzun süre onları çizdim, hala da çalışıyorum.”diyen sanatçı, SANATKOP’a çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi:
Ayçiçeklerine ciddi bir dönüş yaptım
” Tabi bu ayçiçekleri resimlerimde yine soyut ve dışavurumcu bir anlayışla çalışırken daha sonraları bu ayçiçekleri değişik formların ve değişik yapıların içinde kullanmaya, onları birer canlı portre gibi kullanmaya başladım. Onlar, kendi topraklarımızdan yani bizden kaynaklanıyor, bizden bir sanatçının kendi topraklarından beslenmesi düşüncesi bende çok hâkim bir görüş olarak vardı zaten. Yine kendi tarihimizi, kendi topraklarımızda yaşayan uygarlıkları, ülkeleri de araştırdım.
İşte bu süreç içinde biçim ve form olarak Osmanlı ve Selçuklu kemer biçimi pencere, kapı ve daha değişik şeylerde kullanılan biçimler beni çok etkiledi. Onlar resimlerime girmeye başladı. Onlar girdikten sonra resimlerimde iki boyutluktan üç boyutluğa değişik derinlikler ve değişik kapılar açıldı diyebilirim.”
İtalya ve Amerika seyahatinden sonra şok geçirdim
Serbest, İtalya ve Amerika seyahatinin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirterek” Bir süre eşimle birlikte İtalya’ya gittik. Orası beni çok etkiledi, müzeler falan orası beni çıldırttı. Hatta orada o kadar etkilendim ki büyük ustaların eserlerinden vs, bir süre şok geçirdim. Türkiye’ye döndüm ve resim yapamadım 6 ay kadar. Çok iyi işler yapılmış, biz ne yapacağız bundan sonra diye, ama meğersem çok insan kapılırmış bu duyguya.
Sonra Amerika’da New York’ta bulundum bir süre. Benim için İtalya’dan sonra ikinci bir okul gibi oldu. Bir sanat kenti. Orada çok çalıştım ve bir de sergi açtım. O sergiden sonra diyebilirim ki Türkiye’ye dönüşüm benim sanat hayatımda çok önemli bir dönüşüm ve profesyonel olarak işler üretmemin başlangıcı oldu.” diyor. Ünlü sanatçı, Ankara’da yaşamaktan son derece gurur ve mutluluk duyduğunu, Başkent’inTürkiye’deki resim sanatına katkısının çok büyük ve önemli olduğunu özellikle vurguluyor.
18 Mart’a kadar pazartesi günleri hariç, 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir.
Haber: Halim Utlu

(2 üye SİZİN MANŞETİNİZ için önerdi. Siz de önermek istiyorsanız, kalbe tıklayınız!)
Tweet This
Share on Facebook
Digg This
Save to delicious
Stumble it
RSS Feed
İlgili Tüm Yazılar İçin Etiketlere Tıklayınız: gültekin serbest, mustafa ayaz sanat galerisi